Mişkan

Mişkan ya da Çadır Tapınak (İbranice: משכן "mesken, yerleşke", Latince: Tabernaculum "çadır"), çölde Musa tarafından inşa edilen portatif tapınak. İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan sonra Vadedilmiş Topraklar'a ulaşmadan önce çölde dolaşırlarken sunak ve tapınak olarak inşa edilmiştir. MÖ 950 yılında Kudüs'te Süleyman Tapınağı inşa edilince Mişkan'a gerek kalmamıştır.[1]

Mişkan'ın özellikleri Tanah ve Eski Ahit'te anlatılır. Yahudi metinlerine göre, nasıl inşa edileceği tanrı tarafından dikte edilmiştir. Mişkan küçük bir bina etrafındaki geniş bir alandan oluşuyordu. Alanın etrafı çadır benzeri kumaş duvarlarla çevriliydi. Mişkan'nın önündeki geniş alan, kare şeklinde iki alandan oluşuyordu. Doğudaki karenin ortasında yakılarak tanrıya sunuda bulunulan maddeler için kullanılan sunak vardı. Bu sunağın hemen yanında din adamları tarafından ritüellerde kullanılan bir lavabo vardı. Batı karesinin ortasında ise Ahit Sandığı (İngilizce: Ark of the Covenant) bulunuyordu.

Mişkanın duvarları melek resimleriyle bezeli kumaştan yapılmıştı. İki odası vardı, "kutsal oda" ve "kutsalların kutsalı".

Star of David.svg        Menora.svg
Yahudilik

Kaynakça

  1. ^ "Mişkan." Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica Online. Encyclopædia Britannica Inc.
Ahit Sandığı

Ahit Sandığı (İbranice'de ארון הברית, aron haberit) Tevrat'ta detaylı olarak tarif edilen, On Emir Tabletlerinin saklanması için yapılmış sandık. Zamanında Kudüs'teki Süleyman Mabedi içerisinde saklandığına ve içinde On Emir Tabletleri ile çeşitli dini objelerin bulunduğuna inanılır.Tanrı Yehova'nın tarifi ile, Musa peygamber tarafından akasya ağacından yapıldığına inanılmaktadır. Eski Ahit, Tanrı'nın kendisine yapılan portatif tapınağa yerleştirilen sandık üzerinde tecelli ettiğine sıkça değinmektedir. Ehil olmayan biri tarafından sandığa dokunulduğunda helak olduğu rivayet edilmekle birlikte Davut, Kudüs'ü İsrail Krallığı'nın başkenti yaptığında, sandığı Kudüs'e getirtmiştir.

Sandığın şu anda nerede olduğu bilinmese de varlığına inananlar çoktur ve sandığın kayboluşuna dair birçok fikir ortaya atılmıştır. Bugün sandığın nerede olduğuna dair de pek çok iddia vardır ve çeşitli kimseler hâlâ sandığı aramaktadırlar. Son olarak yapılan iddia sandığın Musa peygamberin denizden geçerken orda bırakıldığıdır.

Bir başka düşünceye göre de İsa çarmıha gerildiğinde akan kanı havarilerinden biri bir tasa koyar ve daha sonra o tası da Ahit Sandığı'na koyarak gizli bir yere gömer.

Kur'an-ı Kerim'de Bakara 248 inci ayeti kerime de bu sandiktan "tabut" diye bahseder ve tabutun icinde ise "sekine" ve Musa ile Harun hanedanlığından kalıntılar olduğuna işaret eder.

Din ve alkol

Dünya dinlerinin hatta aynı dinin farklı mezheplerinin alkol ile ilişkili farklı yaklaşımları bulunmaktadır. Bazı dinler alkol kullanımını günah olarak görürken diğer bazı dinlerde belirli zaman dilimlerinde ve ayinlerinde alkol kullanımının emredildiği ya da izin verildiğini görmekteyiz.

Filistin

Filistin (Arapça: فلسطين, İbranice: פלשתינה, Yunanca: Παλαιστίνη), Doğu Akdeniz'de ve Orta Doğu'da, İsrail topraklarının tamamı ile Gazze Şeridi ve Batı Şeria gibi Filistinlilerin kontrolündeki toprakları kapsayan coğrafi bölge. Bölgenin sınırları oldukça tartışmalıdır ve bazı kaynaklar Ürdün'ü de dahil ederler. Filistin (bazı kaynaklarda bir kısmı), Kutsal Topraklar olarak bilinir ve Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için kutsaldır. 20. yüzyıldan beri bölgede Arap ve Yahudi millî unsurlarının mücadelesi devam etmekte, zaman zaman uzun süreli şiddete ve hatta savaşa dönüşmektedir.

Horasan Türkçesi

Horasan Türkçesi (kendi dilinde: Xorasan Türkçesi, Farsça: تركي خراساني Torki Horasani), İran'ın kuzeydoğusunda ve komşu Türkmenistan'ın Amu Derya ötesine kadar yaşayan Horasan Türkleri tarafından konuşulan Oğuz öbeğine ait yazı dili olmayan bir Türk lehçesidir. Anadili olarak konuşanların sayısı 2014 yılında 886 bin olarak tespit edilmiştir.Horasan Türkçesi, Türkmence ve Azerice arasında olup Türkmenceye daha çok yakınlık göstermektedir.Henüz bir yazı dili olmayan Horasan Türkçesi; Kuzey Horasan, Razavi Horasan ve Güney Horasan olarak üçe bölünmüş olan eski Horasan bölgesinde konuşulmaktadır.

Horasan Türkçesi Batı Türk yazı dilinin ortak özelliklerini, aynı zamanda Proto Oğuz (asli uzun ünlülerin korunması, /b/ sesinin korunması gibi) şekilleri koruduğu için Türk dili açısından önemlidir.

Korban

Korban (İbranice: קָרְבָּן, çoğul: korbanot), Tanah'ta anlatıldığı üzere Antik İsrail'de gerek hayvan gerekse diğer nesnelerin sunumuyla ilgili ibadetlere denir. Sunular, zevah denen hayvan sunuları, barış sunuları ve olah denen yakımlık sunular olmak üzere kategorilere ayrılır. İbranice'de korban ismi, Tanah'ta tanımlanan ve emredilen çeşitli kurban usullerine verilen genel isimdir.

Korbanlar çeşitli ortamlarda kadim İsrailoğulları ve ardından rahipler ve kohenler tarafından Kudüs Tapınağı'nda sunulmaktaydı. Korbanlar genelde başta koyun ve boğa olmak üzere hayvanlardan oluşmaktaydı ve şehita kurallarınca kesilmekteydi. Genelde, bir kısmı altarda yakılır, bir kısmı rahiplere verilir ve geri kalanı sunuyu yapan kişi tarafından pişirilip tüketilirdi. Korban olarak güvercin, tahıl veya öğün, şarap veya buhur da sunulabilirdi.

Tanah'ta, çeşitli sunaklarda Tanrı'nın kendisine İsrailoğulları tarafından kurban sunulmasını istediği anlatılır. Ayrıca, mişkanlarda, tapınak yıkılana kadar Süleyman Mabedi'nde ve ardından 70 yılında yıkılana kadar Kudüs Tapınağı'ndaki yapılan sunular tanımlanır.

Yahudilikte sunu ve kurban adeti Tapınağın yıkılmasından sonra büyük ölçüde sona erdi; 2. yüzyılda Yahudi-Roma savaşları sırasında kısa bir süreliğine geri gelen adete bazı cemaatlerce devam edildi. Rabinik Yahudilik'te, Tora'nın kurban uygulmadan da Yahudi kanunlarına bağlı kalınabileceğini anlattığı bildirilir ve buna kaynak olarak sözlü gelenekleri ve Mezmurlar 51:16-19 ile Hoşea 6:6 gibi yazıtları gösterir. Fakat, özellikle Ortodoks Yahudiliğe göre, kurban icraatinin doğasının Yahudilik ve Halaha ile güçlü bir bağı olduğuna inanılmaktadır.

Kudüs Tapınağı

Kudüs Tapınağı ya da Kutsal Tapınak, (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash; anlam: "Kutsal ev"), Kudüs'ün Eski Şehirindeki Tapınak Tepesinde (Har HaBayit) bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan tapınak. Klasik Musevi inancına göre, Tapınak fiziksel dünyada Tanrı'nın tecellisinin (İbranice "shechina") simgesel ayak taburesidir.

Birinci Tapınak, Kral Süleyman tarafından MÖ 957 yılında yaklaşık 7 yıllık bir sürede inşa edilmişti. Antik Museviliğin merkeziydi Tapınak, Musevi inancının merkezinde bulunan Shiloh, Nov, ve Givon'da bulunanlarla beraber Musa'nın buluşma çadırı (taşınabilir musevi tapınağı) ile yer değiştirmiştir. İlk tapınak MÖ 586 yılında Babillilerce tahrip edilmiştir. Yeni tapınağın yapımına MÖ 535'te başlanmış olup bir süre ara verildikten sonra inşaat MÖ 521'de yeniden başlamış, MÖ 516 yılında tamamlanmasının ardından MÖ 515 yılında ibadete açılmıştır. Ezra Kitabı'nda bahsedildiğine göre, Tapınağın yeniden inşasına Büyük Cyrus izin vermiş ve Büyük Darius da onaylamıştır. Yaklaşık 500 yıl sonra İkinci Tapınak, MÖ 20 yılında Kral Herod tarafından yeniden tamir ettirilmiş ve daha sonra Romalılar tarafından M.S. 70 yılında tahrip edilmiştir. Her ne kadar Tapınak uzun süre önce tahrip edilmiş olsa da, Batı duvarı hala ayaktadır ve uzun yıllardan beri tapınak yapısının ayakta kalan tek duvarı olduğuna inanılır.

Bir İslam mabedi olan Kubbetüs Sahra tapınak alanına 7. yüzyıl sonlarında inşa edilmiştir ve yine tapınak avlusunda yaklaşık aynı dönemde yapılmış olan Mescid-i Aksa bulunur.

Musevi Eskatologya'sı Mesih'in gelmesinden önce buraya Üçüncü Tapınak'ı inşa edilmesini planlamaktadır ve bu yüzden Ortodoks ve Muhafazakâr Musevilik taraftarları bir gün Üçüncü Tapınağın inşa edileceğini ummaktadırlar.

30 Ağustos 2007 tarihinde, boru hattı döşenmesi sırasında İkinci Tapınağın kalıntıları ortaya çıkmıştır.. Ardından kısa bir süre sonra Ekim 2007'de arkeologlar tarafından Birinci Tapınağın kalıntılarına da ulaşıldığı açıklanmıştır.

Kutsalların Kutsalı

Kutsalların Kutsalı (Tiberya İbranicesi: קֹדֶשׁ הַקֳּדָשִׁיש Qṓḏeš HaQŏḏāšîm), İbranice Kutsal Kitap'ta, Tanrı'nın yaşadığı, Mişkan'ın içinde bulunan iç tapınağa atıfta bulunan bir terimdir. Ahit Sandığı'nın, Sina Dağı'nda Musa'ya Tanrı tarafından verilen On Emir'i barındırdığı kabul edilir. Kubbet-üs-Sahra'nın altında bulunduğu düşünülmektedir.

Mizrah

Mizrah, İbranicede doğu anlamına gelen sözcük. Musevilikte sinagoglarda dini törenler esnasında doğu yönüne dönüldüğünden bu yöndeki duvara da bu ad verilmektedir.

Musa Kanunu

Musa Kanunu, öncelikle Tevrat veya Tanah'ın ilk beş kitabına atıfta bulunur. Geleneksel olarak Musa tarafından yazılmış olduğuna inanılır fakat günümüzde çoğu akademisyen kanunun çok sayıda yazar tarafından yazıldığını düşünmektedir.

Süleyman Mabedi

Süleyman Tapınağı, Tevrat'a göre, Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı. Süleyman’ın inşa ettirdiği, Yahudilerin Bet Ha-mikdaş (Kutsal Ev) dedikleri tapınak, Süleyman tarafından yapıldığı için de “Süleyman Mabedi” olarak bilinmektedir.

Yahudiler göçebe hayat sürdükleri dönemde ve Filistin'e yerleşmelerinin başlarında ibadetlerini Mişkan adı verilen portatif tapınakta yapmaktaydılar. Ahit Sandığı da Mişkan’daki "Kutsallar Kutsalı" adı verilen bölümde saklanmaktaydı. MÖ 1000 yıllarında Davud Kudüs'ü fethetti ve şehri imar ederek burasını Yahudi toplumunun başkenti yaptı. Ahit Sandığı’nın çadırda bulunmasından rahatsız olan Davud, hem Ahit Sandığı’nın korunacağı hem de Tanrı’nın evi olarak kabul edilecek görkemli bir mabed yapmak istemiştir. Ancak Tevrat'a göre Tanrı tarafından kendisinin bu mabedi yapması uygun görülmemiş olup, Peygamber Natan’ da bunu kendisine bildirdi. Tanrı'nın isteğine uyan Davud bu mabedi yapmamış ancak mabedin yapılacağı yeri belirlediği gibi mabedin yapılması için kaynaklar hazırlamış ve mabedin ayrıntılı planını da oğlu Süleyman’a vermiştir.Süleyman hükümdarlığının dördüncü yılında, MÖ 964 dolaylarında mabedin inşasına başladı. Tevrat’ta belirtildiğine göre Süleyman, tapınağının yapımına Yahudilerin Mısır’dan çıkışının dört yüz sekseninci yılında başlamıştır. Süleyman, daha önce Davud’un sarayının yapımında büyük emeği geçen ve Davud’la yakın dostluğu bulunan Sur Kralı Hiram’dan da malzeme ve zanaatçi tedarik ederek yardım aldı. Mabedin inşasında Hiram işçilerin başında bulundu. MÖ 957 yılında tapınağın inşası tamamlandı. Ancak tapınağın etrafında bulunan kraliyet sarayı ve diğer kraliyet binalarının tam bir kompleks haline gelmesi otuz yıl kadar zaman almıştır. Genel görüşe göre Süleyman Mabedi, Kudüs’teki Haram-i Şerif’in bulunduğu dağ sırtının orta bölümünde yer alan Kubbet-üs-Sahra’nın olduğu yere inşa edilmiştir. Dönemin mimarisine göre Süleyman Mabedi, "Kutsallar Kutsalı", "Kutsal Yer" ve Mabed’i kutsal olmayan yerden ayırmak için yapılmış olan "Eyvan" olmak üzere üç bölümden oluşmaktaydı. Ahit Sandığı, "Kutsallar Kutsalı" olarak adlandırılan bölümde saklanmıştır. Yahudi terminolojisine göre, Süleyman’ın yaptığı Mabed, “Birinci Mabed” olarak nitelendirilmektedir.Süleyman’ın ölümünden sonra krallık ikiye bölününce mabed güneydeki Yahuda Krallığı sınırları içerisinde kalmış, zaman zaman istilacıların yağmalama ve yıkımlarına maruz kalmıştır. Süleyman’ın oğlu Yahuda Kralı Revaham’ın zamanında, Mısır Kralı I. Şeşonk’un Kudüs’e yönelik saldırısında, Süleyman Mabedi’nin bütün hazinelerini alarak yanında götürdü. Süleyman’ dan sonra olan Yahuda krallarında ve toplumun büyük bölümünde görülen putperest eğilimler sonucunda mabedin dini önemi zarar gördü. Kral Yotam (MÖ 740-736), Hizkiya ve Yoşiya (MÖ 638- 609) dönemlerinde mabede bir takım tadilat, bakım ve dinsel temizlik yaptırıldı. Babil krallığına bağlı olan Yahuda devletinin isyan etmesi üzerine Kudüs’ün MÖ 597 yılında Buhtunnasr (II. Nebukadnezar) tarafından ele geçirilmesiyle tapınaktaki değerli hazineler alınarak Babil’e götürüldü. İlk işgalde çok fazla zarar görmeyen tapınak, Kudüs halkının yeniden isyan etmesi üzerine MÖ 586 yılında Kudüs'ü yeniden ele geçiren Babil kralı tarafından yıktırıldı. Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolmuş ve bir daha bulunamamıştır.Kur'an'da Süleyman'ın emrinde çalışan cinlerin mihraplar, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler ve sabit kazanlardan ne dilerse yaptıkları belirtilmiştir(Sebe' 34/13).Babil sürgününden dönen Zerubabel’in idaresindeki Yahudiler, yıkılan mabedin yerine tapınak inşasına başlamış ve bu tapınağı MÖ 515'te tamamlanmıştır (İkinci Mabed). Roma İmparatorluğu'na bağlı Kral Herod, İkinci Mabed’in daha görkemli bir şekilde olması için yeniden yapmaya MÖ 20/MÖ 19 yıllarında başladı. 1-2 yıl içerisinde ibadet bölümü tamamlanan mabedin diğer bölümlerinin tamamlanması uzun yıllar sürmüştür. MS 66 yılında Romalı idarecilerin yönetimine karşı fanatik Zealotlar tarafından çıkarılan isyan sonrasında tapınak Romalı idareci Titus tarafından MS 70 yılında yıktırıldı. Yahudilerin Simon bar Kohba önderliğinde, MS 132-135 yılları arasındaki çıkardığı isyanı bastıran Romalılar tapınağın kalan kısımlarını da ortadan kaldırdılar.Süleyman Mabedi’nden sadece Herod’un yaptırdığı Batı duvarı (Ağlama Duvarı) günümüze gelebilmiştir. Mabedin yıkılışından sonra Yahudilik’te ibadet yeri olarak sinagog ortaya çıkmıştır.İsrail uzun yıllardır Süleyman Mabedini bulabilmek için arkeolojik kazılar yapmaktadır. Ancak Filistinliler ve Müslüman alemi İsrail'in yaptığı kazıların amacının Mescid-i Aksa'yı ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmektedir.

Yahudi sembolizmi

Yahudi sembolizmi ele alındığında "sembol" için kullanılan İbranice kelime ot'tur. Erken Yahudilikte bu terim sadece işaretler için kullanılmakla kalmayıp, Tanrı ile insan arasındaki dini bağın sembolu olarak da kullanılmıştır.

Yedi Kollu Şamdan

Menora (İbranice: מנורה) ya da Menorah, Kudüs Tapınağı'nda ve Çadır Tapınak'ta (Mişkan)(İbranice: משכן) zeytinyağı ile yakılan Yedi Kollu Şamdan. Yahudilerin en eski sembollerinden biridir. Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeler (Çıkış 25).

Yom Kippur

Yom Kipur (İbranice: יוֹם כִּפּוּר), yani kefaret günü, Yahudiler için yılın en kutsal ve dini ağırlığa sahip günüdür. Günün ana temaları kefaret ve tövbedir. Yahudiler genel olarak bu günü 25 saatlik bir oruç ve yoğun olarak dualarla günü büyük kısmını sinagogda geçirirler. Yom Kipur, Yahudilikteki On Pişmanlık Günü'nü (Yamin Nora'im) tamamlar. Yom Kipur, Tişri ayının onuncu günüdür. Yahudilik geleneklerine göre, Tanrı, Roş Aşana'da insanların kader kitaplarını açar ve Yom Kipur'da karar alıp kitapları kapatır. Pişmanlık Günleri'nde, davranışlarını gözden geçirir ve Tanrı'ya yaptığı yanlışlar (bein adam leMakom) ve diğer insanlara karşı yaptığı yanlışlar için (bein adam lehavero) af diler. Gün boyunca toplu olarak insanlar tövbe eder ve Yom Kipur sonunda kişiler kendilerini arınmış olarak hisseder.

Yom Kipur ayinleri çeşitli farklılıklara sahiptir. Bunların birincisi, ayin sayısıdır. Diğer kutsal günlerin aksine (ki bu günlerde üç ve Şabat'ta dört ayin vardır; Akşam Ma'ariv – Öğle; Minha ve Sabah; Şahrit) Yom Kipur'da beş adet ayin vardır. Ayinler de ayrıca toplu günah çıkarma (Vidui) merasimleri de vardır.

Yahudi Kutsal günleri arasında en kutsalı olmasından dolayı, birçok Yahudi tarafından takip edilir. Birçoğu için Yom Kipur, yıl içinde sinagoga uğradıkları tek gündür . Bu nedenle Yom Kipur günlerinde sinagoglar çok kalabalık olur.

İran Türkleri

İran Türkleri (Farsça: ترک‌های ایران Torkha-ye İran), İran'da yaşayan Türk halkları. Başta Azerbaycan Türkleri olmak üzere Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan Türkleri, Halaçlar, Sungurlar, Ebiverdiler, Kazaklar ve Özbekler gibi Türk halkları İran’ın belirli bölgelerinde yaşamaktadırlar.Bugün İran'da popüler konuşmada Torki sözü Türkî (Turkic) ve Türk (Turkish) kelimelerinin her ikisine işaret eder. İran'da Azeriler en büyük Türk grubudur ve Farsçadaki İran Türkleri (ترکهای ایران) adı öncelikle Azerbaycan Türkleri için kullanılmaktadır. Tebriz, İran Türklüğünün siyasi ve kültürel merkezidir.Türkmen Sahra bölgesinde yaşayan Türkmenler, İran’da “Türklüklerini” en fazla koruyan toplum olarak bilinmektedirler.Çalışmalarını İran'daki Türk dilleri üzerine yoğunlaştıran Türkolog Gerhard Doerfer İran’ı Türk dili açısından şöyle değerlendirmiştir: İran günün birinde eşit haklara sahip olacak dilleri ve kültürleriyle doğunun İsviçre’si durumuna gelebilir, işte o zaman oradaki milletleri bütün yönleriyle iyice araştırmanın vakti gelmiş olacaktır. Böylece, filoloji bilimi ve Türkoloji bugünden tahmin edilmeyecek bir ölçüde zenginleşecektir.

Diğer diller

This page is based on a Wikipedia article written by authors (here).
Text is available under the CC BY-SA 3.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.