Kretase

Kretase Dönemi, Mezozoik Zaman'ın üç alt bölümünden sonuncusudur. Günümüzden 142 milyon yıl önce başlayıp 65 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir.

Kretase, Tebeşir Dönemi olarak da bilinir. Bu döneme tarihlenen kayaçlarda bolca tebeşir bulunması, döneme bu adın verilmesine neden olmuştur. Tebeşir, ölü planktonların deniz tabanına çökmesi sonucunda su basıncının etkisiyle oluşmaktadır.

Yeryüzü ve iklim

Kıtaların parçalanma ve kayma süreci dönem boyunca devam eder. Antarktika ve Avustralya dönem sonunda birbirinden koparlar. Hindistan ve Madagaskar, kuzey doğu yönünde ilerlemeye devam etmektedir. İtalya ve Yunanistan, Tetis içinde tek bir kütle olarak Avrupa kıtasına yaklaşmaktadır. Avrasya halen bir bütün halindedir. Ayrılmış olan Kuzey Amerika dönem sonlarında Batı Avrupa’yla çarpışır. Hindi-Çini ise Avrasya kıtasına sokulmaktadır. Dönemin sonlarına doğru Güney Amerika da Afrika’dan ayrılır.

Kretase’de de Jura’da olduğu gibi ılıman ve yağışlı bir iklim gezegene hakimdir. Mevsimsel farklılıklar belirgin değildir. Karaların hemen hemen aynı seviyede olması, yükseltilerin olmaması bunda etkindir. Kutuplarda buzullar yoktur ve deniz seviyeleri yüksektir.

Deniz yaşamı

Ilıman bir iklim, mevsim farklılıklarının belirgin olmaması, karalarda yağışların fazla olmasıyla denizlere taşınan minerallerin bolluğu, sığ denizlerin yaygınlığı, denizlerde özellikle planktonik yaşamın büyük ölçüde yaygınlaşmasına yol açmıştır. Planktonlarla beslenen deniz canlıları açısından son derece uygun olan bu ortamda, sığ ve ılıman denizlerde resifler hızla yayılmıştır.

Resiflerin yaygınlaşması pek çok canlı türünün de gelişmesine geniş bir ortam oluşturmuştur. Bugün bilinen türleriyle midyeler, istiridyeler, deniz kestanesi gibi türlerin yanı sıra, ahtapot, yengeç, ıstakoz gibi gelişmiş kabuklular da yaygınlaşmıştır.

Orta ve derin sularda kıkırdaklı dev yırtıcılar varlık gösterirken sığ sularda su ortamına uyum sağlamış olan sürüngen türleri yaygınlaşmıştır. Her iki grup da Kretase boyunca giderek daha iri cüsseli olma eğilimi göstermişlerdir.

Kara yaşamı

Bir önceki dönem olan Jura döneminin baskın florası, Kretase'nin sonlarına kadar baskın olmaya devam etmiştir. Kretase'nin başlarında ortaya çıkmaya başlayan ve sonlarına doğru baskın bitki türü olan çiçekli bitkiler, bu dönemin evrimsel çizgisine damgasını vuran belirtin bir evrimsel aşamadır. Başlarda ekvator kuşağında, yağışların azalmasıyla ormanların aleyhine yaygınlaşan otsu bitkiler arasında ve giderek daha kuzey enlemlerde orman tabanında, otsu bitkiler olarak ortaya çıkan çiçekli bitkiler, Kretase’nin sonlarına doğru kozalaklı orman alanlarında da hızla yayıldılar. Meşe türleri, akçaağaç, manolya, ceviz, huş ve dişbudak ağaçları, çiçekli odunsu bitkilerin bugüne ulaşan biçimleridir.

Günümüzdeki floranın yüzde doksan, doksan beşinin çiçekli bitkilerden oluşmasına kadar gelişen açılım, Kretase'de ortaya çıkmış ve izleyen dönemlerde başarılı bir biçimde yaygınlaşmıştır. Çiçekli bitkilerin bu avantajı, üreme ve yayılma olanakları açısından böcekler gibi canlı türlerinden de yararlanmış olmalarına bağlı olmuştur.

Jura döneminden gelen Dinozorların yanı sıra yeni türler de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Kretase Dönemi, Dinozorların altın çağı olmuştur.

Kitlesel yok oluş

Kretase'nin sonunda bir göktaşının gezegene çarpmasıyla tüm yaşam türlerinin % 70-80 i yok olmuştur.(ya da diğer bir varsayım dönemdeki ani iklim değişiklikleri sonucu sıcaklığın düşmesi) Bu yok oluştan en fazla etkilenenler genel olarak sürüngenler ve özel olarak da Dinozorlardır. Tüm Dinozor türleri ortadan kalkmıştır.

Kretase Dönemin sonunu ve –eski yıllarda Tersiyer Dönem olarak tanımlanan- bir sonraki dönemi başlatan bu olaya, “Kretase / Tersiyer Yok Oluşu”nun kısaltılmış ifadesi olarak “K/T Olayı” denile gelmiştir.

Kaynakça

Önce gelen Proterozoik Devir 542 myö - Fanerozoik Devir - günümüz
542 myö - Paleozoik - 251 myö 251 myö - Mezozoik - 65 myö 65 myö - Senozoik - günümüz
Kambriyen Ordovisyen Silüryen Devoniyen Karbonifer Permiyen Trias Jura Kretase Paleosen Neojen Kuaterner
Arı

Arı, zar kanatlılar takımına ait Apoidea familyasını oluşturan tüm böcek türlerine verilen isimdir.

Zar kanatlıların özelliği; içinde enine ve boyuna damarcıklar bulunan ve iki çift saydam zar şeklinde kanatlarının olmasıdır. Arıların vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç kısımdan meydana gelir. Vücutları yumuşak yapıdaki yoğun bir kıl örtüsüyle kaplıdır.Kılların rengi türe göre değişkendir

Bir bal arısı kolonisi yıllık 15–75 kg polen tüketir. Ayrıca günlük yaşamlarını sürdürmek adına 1 kg bal üretmek için 8 kg bal tüketirler. Ayrıca günlük 200 gram suya ihtiyaç duyabilirler.

Azerbaycan jeolojisi

Azerbaycan'ın arazisi, Kafkasya arazisinin tamamı gibi, Alplerin kıvrımlı kuşağına ait olup karmaşık tektonik yapıya sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti arazisinde son 13-15 bin yıl içinde yer alan jeolojik ve jeomorfolojik süreçler, iklim şartları ve denizin toplu olarak gerilemesi eşsiz yer şekillerini oluşturmuştur. Kayaçların yaşı, Alt Pliyosenden başlayarak çağdaş döneme kadar tüm zamanlarda insanların dikkatini çekmiştir. Azerbaycan arazisinde en eski kayaçlar, Alt Paleozoik, karmaşık metamorfik şistler çökelimidir. Azerbaycan Cumhuriyetinin arazisi paleontolojik ve mineralojik anıtlarla zengindir. Volkanik-magmatik ve tortul kökenli, paleontolojik koşulları yansıtan zaman ve mekân içinde değişen faktörler, aynı zamanda doğal zenginlikler bu kayaçların yaşını belirlemek için imkân sağlamaktadır. Kabuk içeren sapkın kayalar, onların Kretase ve Kretase sonrası dönemleri için yaşlarının tarihini belirlemeye yardımcı oluyor.

Iguanodon

İguanodon (anlamı: iguana dişli), 135-125 milyon yıl önce yaşadığı varsayılan bir dinozor türüdür.

Yaklaşık olarak boyu 10-13 metre, ağırlığı 4-5 tondur. Otobur olarak beslenir. Ön ayaklarındaki başparmaklarının üzerinde diken benzeri bir yapı vardır. Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır. Hem dört hem de iki bacağı üzerinde yürüyebilme yeteneğine sahiptir.

Istakoz

Istakoz denizlerde yaşayan kabuklulardandır. Renkleri türlere göre değişiklik gösterse de mavinin tonlarından yeşil, kahverengiye kadar renklerde görülebilir. 30-35 cm boy 4-5 kiloya kadar büyüyebilir. Türkiye'de Marmara denizi, boğazlarda, Ege denizinde görülür.

En büyük doğal düşmanları ise ahtapottur. Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz. Çünkü diğer kabuklu deniz hayvanları gibi ses telleri yoktur. Çıkan sesler aniden çok sıcak suya maruz kalıp, çatırdayan kabuklarından gelir. Ani ölüm gereklidir yoksa su dışında kalan ıstakoz bir çeşit salgıyla ölmeden önce kendi etini yenilmez hâle getirir hatta zehirlenmeye sebebiyet verebilir.

Jura Devri

Jura, Mezozoik zamanın Trias'tan sonra gelen, yani ikinci dönemidir. 205,1 milyon yıl önce ve 142 milyon yıl önce arasıdır.

Jura Dönemi’nde tek kıta Pangea, kuzeye doğru kayarken, kuzey enlemlerinde sıkışıyordu ve parçalanmaya başlıyordu. Parçalar birbirinden uzaklaşmaya başladılar. Bu uzaklaşma aralarında geniş ve uzun yarıklar oluşturdu. Bu yarıklar boyunca pek çok volkanik etkinlik yaşanmıştır. İzleyen Kretase Dönemi'nde bugünkü Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika birbirinden ince bir deniz çizgisiyle ayrılmış olacaktır.

Jura iklimi Trias'a göre daha yumuşak, iklimler arası farklılıklar belirsizdi. Yağış miktarı artmış, sıcaklıklar düşmüştü. Artan nem miktarıyla birlikte bitki yaşamı daha güçlendi. Dönemin büyük bölümünde kutuplarda buzul yoktu ve bunun bir sonucu olarak deniz seviyesi yüksekti. Yükselen denizler, kıtaların bir bölümünün üzerini örttü.

Trias'ın sonunda gerçekleşen küçük bir yok oluş, Jura'da dinozorların yayılmasına fırsat verdi. Dinozorlar çeşitlenip gelişti, dev boyutlara ulaştı. Jura'nın başında Diplodocus ve Apatosaurus gibi devasa sauropod dinozorlar çeşitlendi. Allosaurus ve Compsognathus gibi etçil theropodlar da sayıca bollaştı. Kuş benzeri dinozorlar yaygınlaşırken, Archaeopteryx gibi dinozor benzeri ilkel kuşlar dönemin sonunda ortaya çıktı.

Dinozorlar karada hüküm sürerken, bilinen en büyük uçan omurgalılar olan teruzorlar gökyüzünde yaygınlaştı. İhtiyozorlar, plesiyozorlar ve dev deniz timsahları, denizlerde sürüngen hanedanın temsilcileri olarak besin zincirinin en üstünde yerlerini aldı.

Jura'da sürüngenlerin ezici üstünlüğü olsa da, ilkel memeliler bu dönemde gelişme ve çeşitlenmelerine devam etti. İlk çiçekli bitkilerin de Jura'nın sonlarına doğru evrimleştiği düşünülüyor.

Juranın sonunda küçük bir kitlesel yok oluş meydana gelir. Yok oluştan karasal ekosistemler, özellikle dinozorlar, pek fazla etkilenmez. Ammonitlerin pek çok cinsi, deniz sürüngenleri, midye ve istiridye türlerinin %80'i ve pek çok sığ su canlısı yok olur. Bu yok oluşun sebebi bilinmiyor. Ancak deniz tabanındaki çok büyük metan yataklarının boşalmasının tetiklediği bir dizi olayın yok oluşa neden olabileceğine dair kuşkular var. Jura'dan sonra Kretase dönemi başladı.

Jurassic Coast

Jurassic Coast, Güney İngiltere'nin Manş Denizi sahilindeki bir Dünya Mirası Sitesidir. Doğu Devon'daki Exmouth'a yaklaşık 96 mil (154 km) mesafedeki Dorset'teki Studland Koyu'na doğru uzanmaktadır ve 2001 yılında Dünya Mirasları listesine yazılmıştır. Site, 185 milyon yıllık jeolojik geçmişe, sahil erozyonuna ve Trias, Jura ve Kretase dönemlerini kapsayan neredeyse kesintisiz bir kaya oluşumuna maruz kalmıştır. Farklı zamanlarda, bu alan çöl, sığ tropikal deniz ve bataklığa dönüşmüştür ve burada yaşayan çeşitli canlıların fosilleşmiş kalıntıları kayalarda korunmuştur.

Karınca

Karınca, karıncalar (Formicidae) familyasını oluşturan, yaban arıları ve arılarla birlikte zar kanatlılar (Hymenoptera) takımında yer alan, sosyal yaşam gösteren böceklere verilen ortak addır. Karıncalar, Kretase Dönemi'nin ortalarında, 110 ile 130 milyon yıl önce yaban arısına benzeyen hayvanlardan türemiş ve çiçekli bitkilerin ortaya çıkışından sonra çeşitlenmiştir. Günümüzde 12.000'den fazla türü sınıflandırılmıştır ve yaklaşık 14.000 civarında türü olduğu sanılmaktadır. Dirsekli antenleri ve ince bellerini oluşturan düğümsü yapıları ile kolaylıkla tanınırlar.

Karıncalar, boyutları küçük doğal boşluklarda yaşayan birkaç düzine avcı bireyden, çok büyük bölgeleri kaplayan ve sayıları milyonlarca bireyi içeren oldukça yüksek oranda organize kolonilere kadar oluşan topluluklar içinde yaşarlar. Büyük koloniler çoğunlukla "işçi" ve "asker" sınıflarını oluşturan kısır dişilerden oluşur. Bu kolonilerde aynı zamanda verimli erkekler ile bir ya da daha fazla ve "kraliçe" adı verilen verimli dişiler de bulunur. Bu koloniler bazen "süperorganizmalar" olarak tanımlanır çünkü karıncalar tek bir vücut hâlinde koloniyi desteklemek için bir arada çalışırlar.Karıncalar Dünya üzerinde hemen hemen her kara parçasında bulunur. Kendine özgü karınca türleri bulunan ender yerler Antarktika ile birlikte bazı uzak ve yaşama uygun olmayan adalardır. Karıncalar ekosistemlerin çoğunda yaşayabilir ve kara hayvanları biyokütlesinin yaklaşık %15 ile %25'ini oluştururlar. Bu başarıları sosyal örgütlenmelerine, yaşam alanlarını değiştirebilmelerine, kaynaklardan yararlanmalarına ve kendilerini savunmalarına bağlanmıştır. Diğer türlerle birlikte geçirdikleri uzun evrim sürecinde, benzerlik, ortakçılık, asalaklık ve karşılıklılık içeren türler arası ilişkiler geliştirmişlerdir.Karınca topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemlerin çözümüne rastlanır. İnsan toplulukları ile olan bu paralellikler, birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur.

Birçok insan kültüründe karıncalar, mutfakta, ilaçlarda ve ayinlerde kullanılır. Bazı türler biyolojik zararlı kontrolünde önemli rol alır. Ancak kaynaklardan yararlanma özellikleri, karıncaları insanlarla çatışma içine sokar çünkü tarımsal ürünlere zarar verebilir ve binaları işgal edebilirler. Kırmızı ateş karıncaları (Solenopsis invicta) gibi bazı türleri, kazara sokuldukları yeni bölgelerde kendilerine bir yer edinebildikleri için yayılmacı türler olarak görülürler.

Kerguelen Yaylası

Kerguelen Yaylası veya Kerguelen Platosu (/ˈkɜrɡələn/, /kərˈɡeɪlən/)Güney Hint Okyanusu'nda bir okyanus platosu ve büyük volkanik il. Aynı zamanda bir mikrokıta ve batık kıta. Avustralya'nın 3,000 kilometre güneybatısında yatmakta olan bu batık kıta yaklaşık 3 Japonya büyüklüğündedir. Plato Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde 2200 kilometre genişliğindedir ve derin suların altındadır.

Plato Kerguelen Hotspot tarafından, yaklaşık 130 milyon yıl önce Gondwana'nın ayrılması ile başlayan ya da takip eden süreç zarfında üretilmiştir. Plato'nun küçük bir kısmı deniz seviyesinin üzerindedir ve bu durum Kerguelen Adaları ve Heard ve McDonald Adaları oluşturmuştur. Aralıklı volkanizma halen Heard ve McDonald Adaları'nda devam etmektedir.

Kretase-Tersiyer yok oluşu

Kretase-Tersiyer yok oluşu ya da kısaca K/T yok oluşu günümüzden yaklaşık 65.5 milyon yıl önce yaşanan ve o zaman var olan birçok canlı türünü yeryüzüden tamamen silen küresel felakettir. Bu yok oluş öyle devasa boyutlardaydı ki, yerbilimsel devirlerden Mezozoik bitmiş ve Senozoik başlamıştır. Mezozoikin son zamanı Kretase, Senozoyikin ilk zamanı Tersiyerdir.

Kuşların evrimi

Kuşların evrimi Jura Devri'nde Paraves adlı Teropod Dinozorlarından türemiştir.Kuşlar Aves adlı biyolojik bir sınıf olarak adlandırılır.Bilinen en eski dönem olarak Geç jura dönemi Archaeopteryx litografyasıdır, ancak Archaeopteryx'in gerçek bir kuş olduğu düşünülmemektedir. Şu anki görüş birliğine göre, Aves ve bir kardeş grup olan Crocodilia takımı, birlikte bir "sürüngen" sınıfı olmayan Archosaurya'nın yaşayan tek üyeleridir. Devremülk ve akrabaları (Paleognathae), ördek ve akrabaları (Anseriformes), yerkürek kümes hayvanı (Galliformes) ve "modern kuşlar" (Neoaves) oluşturan 66 milyon yıl önceki Kretase-Tersiyer soyulması olayında dört farklı kuş türü hayatta kaldı.

Memelilerin evrimi

Daha fazla bilgi için: Yaşamın evrimsel tarihi

Memelilerin evrimi dinozorlardan başlayarak synapsidlerin (memeli benzeri sürüngenler) soyu ele alındığında aşama aşama ilerleyen ve Permiyen devrinin ortasından başlayarak yaklaşık 70 milyon yıl alan bir oluşum sürecidir. Trias Dönemi’nin ortalarında memelilere benzeyen birçok türler var olup ilk memeliler ise Jura Devri’nin başlarında görülmeye başlandı. İlk memeliler olarak bilinen marsupial ve Sinodelphysler, Kretase erken dönemde görülmeye başlandı ve hemen hemen aynı zamanda Eomaialar da – bilinen ilk Eteneliler- , monotreme (Tek delikliler] ve Teinolophos ise iki milyon yıl sonra ortaya çıktı. Tersiyer döneminde, Kretase-Tersiyer yok oluşu sonrası gittikçe yayılan ve uçamayan dinozorlar (kuşlar kurtulan dinozorlar olarak bilinirler ) ve bazı diğer memeli grupları; plezantalılar ve keseli memeliler, farklı ekolojik ortamlara ve farklı formlara dönüştüler.

Bu ailenin filogenetik isimlendirilmesine ve evrimsel kronolojisine bakıldığında memeliler synapsidslerden tek kurtulan ve arka kalan türdür. 320-315 milyon yıl önce bu soydan paleozoik devrin en büyük kara omurgalıları – dinozorlar – yok oldular. Ama Trias Dönemi öncesi belirli olmayan sauropsidler ve archosaurlar baskın omurgalılar oldular, ki archosaurların bir grubu olan dinozorlar Mezozoik dönemin geriye kalanında baskın oldular. Bu değişiklikler Mezozoik dönem memelilerini gece ortamlarında yaşamaya zorladı ve belki de memelilerin özellikleri olan endotermik saç ve büyük beyinin gelişmesinde önemli rol oynadı. Sonrasında memeliler suda yaşama , dinozorların üzerinde kayma ve avlanma gibi farklı ekolojik ortamlara dağıldılar.

Çoğu kanıtlar fosillerden oluşurlar. Uzun yıllardır Mezozoik dönem memelileri ve onların atalarıyla ilgili fosiller çok nadir ve parça parça idi fakat 1900’larda özellikle Çin’de çok önemli buluşlar oldu. Yeni bulunan moleküler filogenetik teknikler memelilerin evriminde modern türlerin bölünme zamanı gibi önemli noktalara ışık tuttu. Dikkatlice kullanıldığında – genelde değil- bu tekniklerin fosil kayıtlarıyla aynı sonuçları verdiği görüldü.

Meme bezleri memeliler için bir imza niteliğinde olmasına rağmen süt evrimi hakkında çok az şey bilinmektedir, kaldı ki diğer bir ayırıcı özellik beynin Neokorteks kısmı hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Bunun nedeni ise bu yumuşak dokunun fosil kayıtlarında hiç geçmemesidir. Bu nedenle bütün çalışmalar atalardan kalma amniot çene kemiklerinden oluşma orta kulak kemikleri çevresinde toplanmıştır. Diğer bazı çalışmalar kolların dik duruşunu, ikincil damak kemiği tabakasını, kürk ve saçları ve sıcak kanlılığı araştırmıştır.

Mezozoik

Mezozoik Zaman, Fanerozoik Devirin üç alt bölümünden ikincisidir. Günümüzden 251 milyon yıl önce başlayıp 65 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir. Mezozoik Zaman da kendi içinde üç bölüm olarak incelenir, Trias, Jura ve Kretase

Sürüngenler

Sürüngenler (Latince: Reptilia), omurgalı hayvanlar aleminin yumurtlayarak çoğalan büyük bir sınıfı. Yılanlar, kertenkeleler, kaplumbağalar, timsahlar ve tuatara takımlarından meydana gelir.

Değişkensıcaklı (heterotermi) omurgalılardan olan sürüngenler, evrimsel olarak Amfibyumlarla sabit vücut ısılı (homeotermi) hayvanlar arasındaki geçiş sürecini, denizden karaya, kalıcı geçişi temsil ederler. Vücutlarının pul ya da benzer levhalarla kaplı olması nem kaybını en az düzeyde tutmalarını sağlar, bu sayede kurak ortamlara oldukça iyi uyum sağlarlar.

Vücut ısılarını sabit tutacak metabolizmik mekanizmalara sahip olmadıkları için, vücut ısıları dış ortamın ısısına bağlı olarak değişkendir. Bu nedenle; sürüngen türlerinin çok büyük bir kısmı dünyanın ılıman iklim kuşaklarında yaşamlarını sürdürür ve insanlar sürüngenleri daha çok yazın görürler. Aynı nedenle kasları enerji tasarrufu yapar. Kaslarının güç potansiyeli memelilere oranla 4, kuşlara oranla 2 kat daha fazladır.

Tümü akciğerleriyle solunum yapan sürüngenler, yumurtlayarak ürerler. Bazı türlerde yavruların yumurtadan çıkması, dişinin içinde gerçekleşir.

En eski sürüngen fosillerine Karbonifer döneme tarihlenen kayaçlarda rastlanır. Karbonifer Dönemi izleyen Permiyen Dönem ve tüm Mezozoik Zaman boyunca, tür çeşitliliği yaygınlık yönünden hızlı bir evrimleşme göstermişler, Mezozoik Zaman'da karalardaki hakim türleri oluşturmuşlardır. Kretase Döneminin sonunda gerçekleşen (65 milyon yıl önce) Kretase-Tersiyer yok oluşu neticesinde sürüngen türlerinin büyük bir bölümü yok olmuşsa da bugün gezegenimizde 6.000 kadar alt türü yaşamaktadır.

Teruzor

Teruzor (/ˈtɛrəˌsɔːr, ˈtɛroʊ-/) veya Pterosaurus, nesli tükenmiş bir uçan sürüngendir. 248 milyon yıl öncesinden 65 milyon yıl öncesine kadarki Mezozoik Çağ’da yaşamıştır. Tüm kıtalarda fosilleri bulunmuştur. Karada iki ayağı ve kanadının ucundaki elleriyle 4 ayaklı olarak hareket eder. Çok üstün bir uçuş tekniğine sahiptir. Kuşların aksine, dengesini sağlayabilmek için kuyruk yerine ibiğini kullanır.

Timsahlar

Timsahlar (Latince: Crocodilia), sıcak bölgelerde bataklıklar ve su kenarlarında yaşayan vücudu kemiksi pullarla örtülü sürüngenleri içeren bir takım. Bu takımın familyaları Alligatoridae (Aligatorgiller), Crocodylidae (Timsahgiller) ve Gavialidae (Gavyaller)'dir.

Crocodilia takımı, Kretase döneminin sonlarında, yaklaşık 84 milyon yıl önce ortaya çıkmış iri sürüngenlerdir. Kuşların yaşayan en yakın akrabalarıdır. Kuşlar ve timsahlar, Archosauria grubunun yaşayan son üyeleridir. Crocodilia takımı, 220 milyon yıl önce Trias Döneminde ortaya çıkmış olan ve Mezozoik dönemde çok çeşitli şekillere ayrılan Crurotarsi grubunun üyelerindendir.

Tyrannosaurus

Tyrannosaurus veya T-Rex, Jura Devrinin sonları (150 milyon yıl önce) ile Kretase Devrinin sonları (65 milyon yıl önce) arasında yaşamış avcı bir dinozor cinsi. Tyrannosaurların çoğu, kafatasları 1 metreden daha uzun olan iri avcılardı. Grubun en iri ve en çok bilinen türü, Latince adı genellikle, "zorba kertenkelelerin kralı" olarak tercüme edilen Tyrannosaurus rex (T. rex)dir. T. rex, güçlü arka ayakları üzerinde yürüyen; genellikle ufkî şekilde duran ve kuyruğu ile dengesini sağlayan; uzunluğu 14 metreyi, dik durduğunda boyu 6,5 metreyi geçen; yetişkinleri 4-7 ton ağırlığında olan devasa bir canlıydı. Kuzey Amerika, Çin ve büyük bir olasılıkla Güney Amerika ile Hindistan'da yaşamıştır.

Velociraptor

Velociraptor (okunuşu: "velosiraptor"; anlamı: "hızlı katil"), 75-71 milyon yıl önce, geç Kretase döneminde yaşadığı tahmin edilen etobur bir dinozor türüdür.

Yaşamın evrimsel tarihi

“Yaşamın tarihi” bu başlığa yönlendirmektedir. Diğer kullanımlar için bakınız: Yaşam tarihiDünyadaki yaşamın evrimsel tarihi, fosil ya da günümüz yaşayan canlı organizmaların evrildiği süreçlerin izlerini takip eder. Yaşamın evrimsel tarihi, yeryüzünde yaşamın kökeninden, günümüzden yaklaşık 4,5 milyar yıl önceki bir tarihten, günümüze kadar uzanmaktadır. Günümüz tüm canlı türleri arasındaki benzerlikler, bilinen tüm canlı türlerin, evrim süreçleri içinde giderek birbirlerinden ayrıldığı ortak bir ataya sahip olduklarına işaret etmektedir.Bir arada yaşamış ve var olan bakteri ile arkelerin oluşturduğu mikrobik matlar erken Arkeyan devrinde en baskın yaşam formu olup evrimin ilk önemli adımları bu iki canlı türü arasında vuku bulmuştur. Yaklaşık 3,5 milyar yıl öncesine denk gelen Oksijenli fotosentezin evrimi, bundan yaklaşık 2.4 milyar yıl öncesinden başlayarak sonunda atmosferin oksijenlenmesine yol açtı. Organellere sahip kompleks yapılı ökaryot organizmalara ait ilk kanıtlar günümüzden 1,85 milyar yıl öncesine ait olup daha önce de var oldukları düşünülen bu organizmaların bünyelerinde metabolizma için oksijen kullanmaya başlamalarıyla çeşitlenmeleri de hızlanmıştır. Daha sonra, yaklaşık 1,7 milyar yıl önce, özel işlevleri yerine getiren farklılaşmış hücrelere sahip çok hücreli canlılar görülmeye başlar.En erken kara bitkileri 450 milyon yıl öncesi ile tarihlenmekle birlikte bulgular, su yosunlarından oluşan köpüksü formların karalarda bundan daha önce, yaklaşık 1,2 milyar yıl önce, oluşmaya başladığını göstermektedir. Kara bitkileri, Geç Devoniyen yok oluşunda katkıda bulunduklarını düşündürecek kadar başarılıydılar. Omurgasız hayvanlar Vendiyan dönemi boyunca görülmeye başlarken omurgalılar, 525 milyon yıl önce, Kambriyen patlaması sırasında görülmüştür. Permiyen devri boyunca, memelilerin atalarını da içeren sinapsidler karaya egemen oldular, fakat 251 milyon yıl öncesine denk gelen Permiyen-Triyas yok oluşu, tüm kompleks yaşamı silme eşiğine getirdi. Bu felaketin etkilerinden toparlanırken arkozorlar, karada yaşayan en egemen omurgalı tür oldular ve Triyas Dönemi ortalarında therapsidleri bastırarak onların yerini aldılar. Bir arkozor grubu, nitekim dinozorlar, ancak küçük boyutlarda ve böcekçiller olarak varlığını sürdürebilen memelilerin atalarıyla birlikte Jura ve Kretase devirlerine egemen oldular. 65 milyon yıl önce, Kretase-Tersiyer yok oluşu kuşların ataları olmayan tüm dinozor türlerini ortadan kaldırdıktan sonra memeliler hızlı bir şekilde boyut ve çeşitlilik olarak artış gösterdi. Bunun gibi kitlesel yok oluşlar, yeni canlı türlerin ve organizma gruplarının çeşitlenmesine olanak sağlayıp evrime hız vermiş ve ivme kazandırmış olabilir.Fosil kanıt, çiçekli bitkilerin 130 ile 90 milyon yıl önce, Kretase döneminde görünmeye başlayıp hızlı olarak çeşitlendiğine ve polen taşıyan tozlayıcı böceklerle birlikte evrildiğine işaret etmektedir. Çiçekli bitkiler ve deniz fitoplanktonu, hala olsun günümüzün en büyük ve baskın organik madde üreticileridir. Sosyal yaşamlı böcekler çiçekli bitkilerle yaklaşık aynı zaman diliminde göründüler. Bu böcekler böcek soy ağacının çok küçük bir kısmını oluşturdukları halde onlar günümüzdeki böcek ailesinin yarısından daha fazlasını oluşturmuşlardır. İnsan, dik duran ve yürüyen bir maymunsu-insansı soyundan gelmiş olup insana ait ilk fosil kanıtlar 6 milyon yıl öncesine dayanır. Bu soyun ilk üyelerinin beyin büyüklüğü şempanze beyni büyüklüğü ile karşılaştırılabilse dahi geçen 3 milyon yıllık zaman dilimi içinde insan beyninin boyutlarının sürekli büyüme gösterdiği tespit edilmiştir.

Yılan

Yılanlar (Latince: Serpentes), Pullular (Squamata) takımına ait uzun, ayaksız etçil sürüngenlerdir.

Serpentes alt takımının üyeleri, ayaksız kertenkelelerden dış kulakların ve göz kapaklarının olmayışı ile ayırdedilirler. Bütün pullular gibi yılanlar da, vücudu üst üste binen pullarla kaplı ektotermik amniyot omurgalılardır. Çoğu yılan türü, ataları olan kertenkelelerinkinden çok daha fazla eklemi olan bir kafatasına sahiptir. Bu yılanlara son derece hareketli çeneleriyle kendi kafasından daha büyük avları yutma imkânı verir. Dar vücutlarına uygun bir şekilde yerleşebilmesi için yılanların çift organları (böbrekler gibi) yan yana yerine biri diğerinin üstünde görünür ve çoğu bir tane işlevsel akciğere sahiptir. Bazı türler, kloakın her iki tarafında artakalan bir çift pençeyle birlikte pelvik kemere sahiptir.

Yılanlar Antarktika ve çoğu ada dışında dünyanın her yerinde bulunur. 456 cins ve 2900'ün üzerinde türü kapsayan tanımlanmış on beş familyası bulunmaktadır. Büyüklük aralığı 10 cm uzunluğundaki küçücük Leptotyphlops carlae türünden 7.6 metre uzunluğa erişebilen pitonlar ve anakondalara kadar değişiklik gösterir. Son keşfedilen Titanoboa cinsinin fosili 15 metre uzunluğundaydı. Yılanların Kretase döneminde hem kazıcı hem de sucul kertenkelerden evrimleştiği düşünülmektedir. Modern yılanların çeşitlenmesi ise Paleosen dönemde oldu. Yılanların Türkiye'de 47 türü bulunur.

Çoğu yılan zehirsizdir ve zehirli yılanlar da zehirlerini öncelikli olarak savunma amacından çok avı kontrol altına almak ve öldürmek için kullanırlar. Bazıları insanlarda acılı yaralanmalara ve ölüme sebep olabilecek denli güçlü zehire sahiptirler. Zehirsiz yılanlar da avlarını ya canlı olarak yutarlar ya da sıkarak öldürürler. Amatörler için yılanları görünüşüne göre zehirli zehirsiz olarak nitelendirmek zor olup onlardan uzak durmak ya da bir profesyonelle yaklaşmak gerekir.

Diğer diller

This page is based on a Wikipedia article written by authors (here).
Text is available under the CC BY-SA 3.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.