Konfüçyüs

Konfüçyüs (Çince: Kǒng Fūzǐ, 孔夫子, Latince: Confucius, "Üstad Kong" Çince 孔子, Kǒng Zǐ, Wade-Giles: K’ung-tzǔ), Çinli filozof, eğitimci ve yazar.

MÖ 551 - MÖ 479 tarihleri arasında, Doğu Zhou Hanedanlığı döneminde yaşadığı sanılmaktadır. Kong Qiu (Wade-Giles: K’ung Ch’iu) adı altında, Lu devletinin Qufu şehrinde (günümüzde Shandong eyaleti) doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir.

Doğu uygarlığının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilir.[1] Çin geleneklerini derleyip toparlayarak yeni kuşaklara aktarmak isteyen Konfüçyüs, kendine özgü yöntemleriyle öğretimi halka yaymış ve öğretmenliği bir uğraş haline getirmiş bir düşünürdür.[2] Ancak adı filozoflar, devlet adamları, büyük öğretmenler ve ahlakçılar arasında değil, peygamberler arasında zikredilmektedir. Dinler Tarihi araştırmacıları da onun öğretisini bir din olarak kabul etmektedir.[3]

Konfüçyüs kendini antik dönem krallarının öğretisini aktaran Klasikler’in içerdiği değerleri ve ilkeleri topluma aktarmaktan sorumlu görmüştü. Temel amacı ve ideali “tartışmalardan uzak ve tümüyle uyum içerisinde yaşayan bir toplum ve dünya kurmak”tı.[1] Bu ideale ulaşabilmek için ise, ideal insanı tanımlamak ve onun ortaya çıkmasına yardımcı olmak gerekiyordu. Öğretisinde öteki dünya, tanrı, ruhlar, doğaüstü varlıklar ve benzeri kavramlara ve olgulara yer vermemişti. Çünkü bu alan, onun ilgi alanına girmiyordu.[1] Bu bakımdan Çin’in Sokrates’i olarak kabul edilir.[3] Fikirleri, kendisi tarafından asla yazılı hâle getirilmemiş, çoğunluğu birer düşünür ve bilim adamı olarak yetişen öğrencileri tarafından kâğıda dökülmüştür.[1]

Ölümünden sonra ülkesinde önce prens unvanı ile yüceltilmiş, ondan sonra “Mükemmel Hâkim” ve “Taçsız Kral” namıyla kutsanmış ve Çin’de kendi adına tapınaklar inşa edilmiştir.[3] Böylece Konfüçyüs yeni bir din ortaya koymayı düşünmediği hâlde onun adına mabetler inşa etme geleneği XX. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür. Konfüçyüs’ün düşüncelerini ve konuşmalarını derleyen “Lun Yu” adlı ince kitap, kutsal kitap olarak kabul görmüştür.

Konfüçyüs
Konfüçyüs portresi
Konfüçyüs'ün, Wu Daozi tarafından yapılan portresi.
Tam adı Konfüçyüs
Doğumu MÖ 28 Eylül 551
Lu eyaleti, Çin
Ölümü MÖ 479
Lu eyaleti, Çin
Çağı Antik Çağ felsefesi

İsminin tarihçesi

Asıl adı Qui, soyadı Kong, lakabı ise Zhonngni’dir. Çin’de Kong-Fuzi (孔夫子, Kǒng Fū Zǐ) veya Kung-Fu-Tzu adıyla tanındı.[3] Fuzi, “üstat, bilge, öğretmen, filozof” anlamlarına gelir. İsminin anlamı “Bilge-Filozof Kong”’dur.

Konfüçyüs isminin Batı dillerindeki karşılığı olan “Confucius”, Kong-Fuzi’nin Latince şeklidir.[4] İsmin sonundaki “-us” parçasının kaynağı, yazıtlarının ilk başta Cizvitler tarafından Latinceye çevrilmesiyle ilgilidir. Böylece "Kǒng Fū Zǐ", "Konfüçyüs"'e dönüşmüştür.

Kong ailesi günümüzde hâlâ çınar ailesi olmakta ve dünyanın tarihçe kanıtlanmış en eski ailelerinden biri sayılmaktadır. Kong ailesinin 75. nesil üyesi bugün Tayvan'da oturan çınar olarak yaşamaktadır. Qufu şehrinde yaşayan diğer bir ailenin de yine Konfüçyüs soyağacına dayandığı bilinmektedir. Soyağacının çok eskiye dayanmasından ötürü, binlerce ailenin çınar ailesine bağlı olması mümkün sayılır. Günümüzde hâlen Kong ailesi fertleri, tapınak görünümlü malikânelerindeki kabristana defnedilmektedir.

Hayatı

MÖ 28 Eylül 551 tarihinde, Kuzey Çin’in şimdiki Shandong eyaletinin Lu şehrinde, Kong ailesinden Shu-Liang He’nin oğlu olarak dünyaya geldiği düşünülür.[3] Kaynaklarda soyu ve gençliği ile ilgili çeşitli rivayetler ve anlatımlar bulunmaktadır. Bir rivayete göre fakir fakat saygın bir aristokrat aileden gelmekteydi. Babasını henüz üç yaşında iken kaybetti.[5]

Bilge bir aileye mensup olan annesinden yazı yazmayı öğrendi.[3] On üç yaşına geldiğinde dedesinin yanına gönderildi; altı yıl süreyle dedesinden özel eğitim alarak altı marifet (sanat-hüner) diye adlandırılan, töre (tarihî gelenek ve görenekler), müzik, ok ve yay kullanma, araba sürme, yazı yazma ve hesap yapmayı öğrendi. Altı yılın sonunda dedesi, MÖ 529 yılında ise annesi vefat etti. Konfüçyüs, yaşadığı beyliğin kuralları gereği üç yıl annesinin yasını tuttu.[5]

MÖ 532–502 yılları arasında belli aralıklarla Lu derebeyliğinde çeşitli görevlerde bulundu. Başlangıçta küçük memuriyetlerde bulundu. 19 yaşında iken Song beyliği seyahati sırasında tanıştığı Jī Guān Shì (丌官氏) ile evlendi, bir yıl sonra bir oğlu dünyaya geldi.[5] Daha sonra iki kız çocuğu olmuş, birisi çok küçükken hayatını kaybetmiştir.[6]

Dacheng Hall
Konfüçyüs'ün ana yurdunda ölümünden hemen sonra inşa edilen ikibin yıllık Konfüçyüs Tapınağı

MÖ 522’de bir okul açtı ve öğrenci yetiştirmeye başladı. Hedefi yeni görüşler ortaya koymak değil, eskilerin hikmetli sözlerini aktarmaktı. Çocukluk çağlarından itibaren önceki dönem hanedanlık tarihi, yönetim şekli, sosyal ve kültürel yaşam gibi konularda araştırma yapmış ve ideallerinde yer alan dönemi Batı Zhou Hanedanlığı olarak belirlemişti. Toplumsal düzenin yeniden sağlanması için siyasal ve sosyal anlamda reform gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmaktaydı. Fikirlerini hayata geçirmek amacıyla, ülkedeki beyliklere mensup bir yöneticinin yanında görev almayı arzu etmekteydi.[5]

MÖ 518’de günümüzde Henan eyaletinin Luo Yang kenti olan şehre gitti; tarih ve müzik üzerine çalıştı. Taoizmin kurucusu kabul edilen Laozi ile buluştu. Bu görüşme onun düşünce dünyasına yön vermesi bakımından önemlidir.[5] Laozi ile buluşmasından sonra Lu Beyliği’ne geri dönerek araştırma yapmaya ve öğrenci yetiştirmeye devam etti. İki sene sonra öğrencileri ile birlikte iç savaştan kaçarak komşu devlet Qi'ye sığındı. Qi halkı üzerinde etkili ve güçlü izler bıraktı ancak soylularla çatışma yaşadığı için iki sene sonra doğduğu topraklar olan Lu Beyliği’ne döndü. On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.

Confuciustombqufu
Mezarı

51 yaşında iken beyliğin kuzeybatısında küçük bir yerleşim yeri olan Zhōng Dū (中都) bölgesi temsilcisi olarak görevlendirildi. Bu görevindeki başarıları nedeniyle MÖ 500 yılında Lu Beyi tarafından “vezir vekili” görevine terfi ettirildi.[5] Fikirlerini hayata geçirmek üzere Lu Beyliği idari sistemi ve toplum yapısında önemli değişiklikler yaptı. Cinsiyet ve sınıf farkı gözetmeksizin herkesin eğitim almasının önünü açtı. Soyluların yetkilerini sınırladı. Lu beyinin zevke ve sefaya dalması üzerine MÖ 497’de görevinden ayrıldı. On dört yıl boyunca ülkeyi dolaşıp düşüncelerini anlattı. Hiçbir yerde düşüncelerini gerçekleştirmek için uygun konuma gelmeyi başaramadı ancak çok sayıda yeni öğrenci kazandı. Gezdiği toprakların tarihsel sürecini, yaşam koşullarını ve gelenek yapısını öğrenerek düşünce dünyasını zenginleştirdi.[5]

MÖ 484'te eşini kaybeden Konfüçyüs, Lu'ya döndü. Peşpeşe oğlunu, en sevdiği öğrencilerinden Yan Hui’yi ve Zǐ Lù’yu kaybetti. Bu arada Çin tarihinde İlkbahar ve Sonbahar Dönemi’nin bittiği Muharip Devletler Dönemi başlamıştı. Konfüçyüs, tek eseri olan Bahar ve Güz’ü yazdı. MÖ 479’da ağır bir hastalığa yakalanıp vefat etti. Naaşı Qu Fu kenti kuzey yakasında yer alan Sa Shui Nehri kıyısına defnedilmiş ve öğrencileri mezarı başında bir kulübe inşa ederek üç yıl boyunca yasını tutmuştur.[5] Mezarı hâlen ziyarete açıktır.[3]

Etkileri

Konfüçyüs’ün etkisi, öğrencileri ve takipçileri sayesinde ölümünden kısa süre sonra görülmeye başlandı. Takipçilerinden Mensiyüs ile Hsun Tzu, Konfüçyüsçü düşünceye kendi fikirlerini, kendi vurgularını da katarak, seçkinlerin eğiticisi oldular. Kısa ömürlü Ch’in hanedanlığı döneminde (MÖ 221-MÖ 205) Konfüçyüs ve ekolü yok sayıldı. Fal, tıp ve tarım kitapları dışındaki kitapların yakıldığı bu dönemde Lun Yu da yakılan kitaplar arasındaydı. Ancak geçici bir unutuluştan sonra hükümdarlar Konfüçyüs’ün kuramının, feodal toplumun istikrarı için çok yararlı olduğunun farkına vararak, Konfüçyüsçülüğe devletin yasal öğreti ideolojisi konumunu tanıdılar.

Han Hanedanı zamanında Konfüçyüs’ü tanrılaştırma teşebbüsleri bile olmuştur.[4] Konfüçyüs yeni bir din ortaya koymayı düşünmediği hâlde Lu'nun prensi onun adına bir mabet inşa ettirdi ve ona kurbanlar sunulmaya başlandı. Mezarı bir ziyaret yeri oldu. MÖ 125’te ona, imparatorlara verilen şeref ve paye verilmiş; MS 1’de “Dük” adı verilmiş; 492’de kendisine, “Saygıdeğer Ni, iyi yetişmiş Bilge” unvanıyla hitap edilmiştir.[7] İmparator Yuan Tsung (MS 713-776), ona “İyi Yetişmiş Bilge Kral” unvanını verdi. Cheng Tsung (1068-1086) onu, “imparator” unvanına yükseltti. 1308’de “Kusursuz Büyük İnsan ve En Büyük Bilge” unvanına layık görüldü. Konfüçyüs'e saygı o kadar aşırılaştırıldı ki 1382'de imparator, Konfüçyüs'ün tasvirlerinin tapınaklarda bulundurulmasını yasaklamak zorunda kaldı. Bununla beraber Çin geleneğine uyularak yine de onun ve dört büyük öğrencisinin ata tabletleri şeref köşesinde bulunduruldu.

Nihayet 1906’da İmparatoriçe Dowager, Gök’e sunulan kurbanların aynısının Konfüçyüs’e de sunulacağına dair ferman yayınladı; Konfüçyüsçülük Çin'in resmî ve millî dini hâline getirildi. 1912’ye kadar imparator onun şerefine, ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere, yılda iki defa kurban sunmaya devam etti. Çin’de 1313'ten 1905'e kadar sürdürülen devlet görevliliği sınavları Konfüçyüs'ün “Dört Kitap” diye bilinen yapıtlarını okumayı gerektirmiştir.

Konfüçyüs düşüncesi 1583'te Pekin'e yerleşen Cizvit misyonerleri tarafından batıya aktarıldı.

1934'te Konfüçyüs'ün doğum günü olan 27 Ağustos millî tatil günü olarak ilan edildi. 1949’da kurulan Halk Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında çok eleştirilse de Konfüçyüsçülüğün etkisi devam etti.[4]

Eserleri

Konfüçyüs, öğrencileri ile birlikte geçmiş Çin filozof ve bilginlerinin yazılarını bir araya getirmeye çalışmış; onların çabası sonucu “Beş Klasik (Wou King)” ve “Dört Kitap (Se Chou)” adı verilen koleksiyon ortaya çıkmıştır.[7] Konfüçyüsçülüğün kutsal metinlerini oluşturan iki koleksiyon mevcut şeklini Chu Hsi (1130-1200) yönetimindeki Sung hanedanlığı zamanında almıştır.

Ayrıca Konfüçyüs’ün düşüncesi ve konuşmaları “Lun Yu” (Konuşmalar) adlı ince bir kitapta derlenmiştir. Kitaba, Konfüçyüs’ün konuşmalarından alıntılar ve öğrencileriyle yaptığı diyaloglar alındı. Çin’de bu kitap kutsal kitap olarak kabul edilmiştir.

Öğretisi

Confucius 02
Konfüçyüs

Konfüçyüs bir din kurucusu, ya da bir reformcu olarak ortaya çıkmamış, bozulmuş ve yıkılmak üzere bulduğu Kadim Çin dinini canlandırmaya çalışmıştır. Misyonunu, “Ben eskiye inanan biriyim; bir kurucu değil bir aktarıcıyım.” sözleri ile tarif etmiştir. Bütün eski Çin metinlerini gözden geçirmiş, daha önceki Çin filozof ve düşünürlerinin yazılarını derleyerek yorumlamıştır. Ona büyük bağlılık gösteren ve ondan edebiyat, tarih, felsefe-ahlak öğrenen öğrencileri, ölümünden sonra onun sözlerini ve görüşlerini toplamışlardır.[3] Öğretisi, değişik zamanlarda farklı nitelikte felsefi ve dinî bir kimlik kazanıp ahlaki-siyasi bir öğreti olarak öne çıkmıştır.

Konfüçyüs öğretisinin ilgi alanı sadece insan ve insan-toplum ilişkilerini kapsar. Bu sistemin temelinde, insanın yaratılıştan iyi olduğuna itimat yatar. Konfüçyüs'ün kendi ve öğrencileriyle yaptığı konuşmaları toplayan Lun Yu (Çince 論語 / 论语, lùn yǔ / lún yǔ), dört temel kavramı içerir:

  • Anaya ve babaya saygı (孝, xiao),
  • İnsancıllık / merhametlilik (仁, ren),
  • Adalet (義, yi),
  • Yazıtlar / ayinler (禮 / 礼, li).

Anaya ve babaya saygı, büyüklere hürmet, ahlak kurallarının başında gelen erdemlerdir. Her insan bu kurallara uygun yaşamayı amaçlamalı ve bunu çevresine dostça, sevecen, ılımlı, güvenilir, dürüst davranışlarla göstermelidir. Konfüçyüs'e göre, "Yüce" insan olmanın ilk şartı, bu dört erdeme ulaşılması asla mümkün olmasa da, yılmadan gayret göstermektir. Gerçeği görmek, çaba gösteren herkes için mümkündür. Bunun aracı da Konfüçyüs'e göre bilgidir. Bilgi sahibi olmak, insanların mevki durumuna göre ayrım yapmadan, herkese açık olmalıdır.

Konfüçyüs'ün öğretisi din değil, eski Wu-dinine dayanan etik felsefedir. Öğretisinde kesin bir hiyerarşi söz konusudur. İnsan ilişkilerinde birbirine itaat etmesi gereken gruplar şunlardır:

  • Vatandaş: Hükümdarına itaat etmeli
  • Genç: Yaşlıya itaat etmeli
  • Kadın: Kocasına itaat etmeli
  • Çocuklar: Ana-babaya itaat etmeli

Bu erdemlere ulaşmanın yolu bilgiden geçer. İnsan, hayatı boyunca alçak gönüllülüğünü koruyarak, yeni şeyler öğrenmeye çaba göstermelidir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b c d Ufuk Cem Komşu, Konfüçyüs ve Sokrates’in Eğitim Felsefelerinin Yetişkin Eğitimi Açısından Karşılaştırılması, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 12, Sayı 4, Aralık 2011, Sayfa 25-54
  2. ^ Muhaddere Nabi Özerdim, Giriş (Konfüçyüs, Konuşmalar), Cumhuriyet Yayınları Dünya Klasikleri Dizisi, 2000, Erişim tarihi:02.02.2015
  3. ^ a b c d e f g h Selahattin Fettahoğlu, Konfüçyüs ve Öğretisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 16, Yıl:2003
  4. ^ a b c Ahmet Güçlü, Konfüçyüsçülük, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim tarihi:02.02.2015
  5. ^ a b c d e f g h İlknur Sertdemir, Mevlana ile Konfüçyüs'un Evren ve Ahlak Görüşleri Üzerine Bir Karşılaştırma, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2012, Erişim tarihi:02.02.2015
  6. ^ Confucius, Humanisticexts.org, Erişim tarihi:02.02.2015
  7. ^ a b Ahmet Güç, Konfüçyüs ve Konfüçyüsçülük, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Cilt 10, Sayı 2, 2001
28 Eylül

28 Eylül, Miladi takvime göre yılın 271. (artık yıllarda 272.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 94 gün vardır.

Aileye saygı

Aileye saygı (Çince: 孝; pinyin: xiào), Konfüçyüs ve Çin Budist ahlakında bir kişinin ebeveynlerine, yaşlılara ve atalarına saygı duyduğu bir erdemdir. Daha genel bir ifadeyle, aileye saygı kişinin ebeveyni için iyi olmak anlamına gelir. Qin-Han döneminde yazıldığı düşünülen Konfüçyüs Aileye Saygı Klasiği, tarihsel olarak Konfüçyüsçü aileye saygının otoriter kaynağı olmuştur. Aileye saygı, Konfüçyüs rol ahlakının merkezinde yer almaktadır.

Bahar ve Güz Yıllıkları

Bahar ve Güz Yıllıkları veya Chunqiu antik dönemden bu yana temel Çin klasiklerinden biri olan antik bir Çin yıllığıdır. Yıllıklar Lu Devleti'nin resmi yıllığı olup MÖ 722 - 481 yılları arasını kapsayan 241 yıllık bir dönemi anlatır. Yıllık formunda hazırlanmış olan mevcut en eski Çin tarih metnidir. Geleneksel olarak (Mencius'un bu yöndeki iddiasından sonra) Konfüçyus tarafından derlendiği düşünüldüğü için Çin edebiyatının Beş Klasiği arasında sayılır.

Chu

Chu hanedanlığı (Çince: 王朝柱) (MÖ 1030-223) Çin felsefesinin altın çağıdır. İlk yüzyılları boyunca, çoğu Kuzey Çin'deki Sarı Nehir vadisinin etrafında gruplanmış olan çok sayıda küçük devlet, kabaca ortaçağ Avrupa'sındaki feodal sisteme benzer şekilde Chu kraliyet ailesine ortak bağılılık bağlarıyla birbirlerine bağlandı. Ancak, zaman ilerledikçe bu feodal sistem, Chu kraliyet gücünün gözden kaybolmasına, bağımsız devletler arasındaki sürekli artan keskin savaşa ve diğer şiddetli siyasi, toplumsal ve ekonomik karışıklıklara yol açacak şekilde, tedricen dağıldı. Bir takım insanların karşılaştıkları problemlere cevap bulma çabaları, söz konusu çağın kültürel ihtişamını meydana getiren ilk Çin organize felsefi düşüncenin orta çıkmasına sebep oldu. Konfüçyüs (MÖ 551-479), bu felsefecilerin en eskisiydi ve o, birbirinden önemli ölçüde farklı düşünce okullarına mensup bri grup başka felsefeci tarafından takip edildi.

Han Hanedanı ile verdiği savaşlar sonunda MÖ 223 yılında yıkıldı.

Fidel Castro

Fidel Alejandro Castro Ruz ( audio) (d. 13 Ağustos 1926, Mayarí - ö. 25 Kasım 2016, Havana), Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi'nin önderi. Yaşamı boyunca ve ölümünden sonra çeşitli liderler ve muhalif kesimlerce diktatör olarak da nitelendirilmiştir. Devrim sonrasında, 1959-76 arasında Küba başbakanlığı, 1976-2008 arasında da Küba devlet başkanlığı yaptı. 1961 ile 2011 yılları arasında da Küba Komünist Partisi Birinci Sekreterliği görevini yürüttü. Uluslararası alanda ise 1979-1983 ve 2006-2008 yılları arasında Bağlantısızlar Hareketi'nin Genel Sekreterliğini yaptı.

Jongmyo

Jongmyo (Korece: 종묘, 宗廟), Güney Kore'nin başkenti Seul'de Joseon Hanedanı zamanında ölen kral ve kraliçelerin anmılmasına adanmış bir Konfüçyüs tapınağıdır. Tapınak 1995 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne eklenmiş olup UNESCO'ya göre, tapınak korunan en eski kraliyet konfüçyüs tapınağıdır ve ayin törenleri 14. yüzyılda kurulan bir geleneğe göre devam etmektedir.

Jongmyo'nun ana yapıları, Ekim 1394'te Kral Taejo tarafından yaptırılmıştır. Imjin Savaşı ağır zarar görmüş olup 1608'de yeniden inşa edildi.

Kaesong

Kaesong (Korece: 개성특급시; Kaesong Tukkupsi), Kuzey Kore'nin Kuzey Hwanghae ilinde bulunan bir şehirdir. Yüzölçümü 1.309 km² olan şehrin nüfusu 2009 yılı itibarı ile 192.578'dir.Kaesong, Güney Kore sınırına yakınlığı nedeniyle iki ülke tarafından ortak olarak işletilen Kaesong Endüstri Parkı'na ev sahipliği yapmaktadır.

Koryo Songgyungwan Üniversitesi (Işık Sanayi), Komünist Üniversitesi ve Sanat Koleji, Kaesong'da bulunmaktadır. Kentin eski Konfüçyüs akademisinde yer alan Koryo Müzesi, birçok paha biçilmez Goryeo sanat eseri ve kültürel kalıntıları barındırıyor (birçoğu kopyadır, orijinalleri Pyongyang'daki Kore Merkezî Tarih Müzesi hazinelerinde tutuluyor.). Goryeo'nun eski başkenti olduğu için, Goryeo'nun kurucusu olan Taejo'ya ait, ağırlıkla yeniden inşa edilmiş olan Kral Wanggon Türbesi, şehrin batısında, Kaepung-gun'da bulunmaktadır. Diğer dikkat çeken binalar, Goryeo Hyejong (Sollung Kraliyet Türbesi), Goryeo Gyeongjong (Yongrung Kraliyet Mezarı), Goryeo Seongjong (Kangrung Kraliyet Mezarı), Goryeo Hyeonjong (Sollung Kraliyet Mezarı), Goryeo Munjong (Kyongrung) Kraliyet Mezarı) ve Goryin (Gongmin) (Kral Kongmin Türbesi) olarak gösterilmektedir.

Konfüçyüs Barış Ödülü

Konfüçyüs Barış Ödülü (Çince: 孔子和平獎, İngilizce: Confucius Peace Prize), adını ünlü filozof Konfüçyüs'ten alan ve Çin tarafından "Doğu bakış açısıyla dünya barışını teşvik eden ve önemli katkılar sunanlara" verilen ödül.Çin, ödülü kazananlara ¥100,000 ($15,000) para ödülü vermektedir.

Konfüçyüs Mezarlığı

Konfüçyüs Mezarlığı (Çince: 孔林; pinyin: Kǒng lín; kelime anlamı ile: "Kong [mezar taşları] Ormanı")), Çin'in Shandong Eyaletindeki Qufu'da yer alan, Konfüçyüs'ün Kong klanına (Konfüçyüs'ün torunları) ait bir mezarlıktır.

1994 yılından bu yana Konfüçyüs Mezarlığı, UNESCO Dünya Mirası Alanı "Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı"nın bir parçası olmuştur. Sitenin diğer iki bölümü, Konfüçyüs'ün torunlarının yaşadığı Kong Aile Konağı ve Konfüçyüs'ün anısına inşa edişmiş olan Konfüçyüs Tapınağı'dır. Qufu'daki bu üç site topluca San Kong (三孔, Üç Konfüçyüs (siteleri)) olarak bilinir.

Konfüçyüs Tapınağı

Konfüçyüs Tapınağı (Çince: 孔庙; pinyin: Kǒng miào), Çin'in Shandong Eyaletindeki Qufu'da yer alır ve Doğu Asya'daki Konfüçyüs tapınaklarının en büyük ve en ünlü olanıdır.

1994 yılından bu yana Konfüçyüs Tapınağı, UNESCO Dünya Mirası Alanı "Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı"nın bir parçası olmuştur. Sitenin diğer iki bölümü, Konfüçyüs'ün torunlarının yaşadığı Kong Aile Konağı ve Konfüçyüs'ün ve birçok torununun gömülü bulunduğu birkaç kilometre kuzeyde yer alan Konfüçyüs Mezarlığı'dır. Qufu'daki bu üç site topluca San Kong (三孔, Üç Konfüçyüs (siteleri)) olarak bilinir.

Konfüçyüsçülük

Konfüçyüsçülük (Çince: 儒家; pinyin: Rújiā; düz olarak "eğitimcilerin okulu, Konfüçyüs'ün öğretileri") eski bir Çin ahlâkı ve Çin felsefesi sistemi olup başlangıçta bilgin Konfüçyüs'ün öğretilerinden yola çıkarak gelişmiştir. Ağırlığı insan ahlâklı ve iyi amellerdedir. Konfüçyüsçülük ahlâk, sosyal, politik, felsefî ve dini düşüncelerden oluşan karmaşık bir sistem olup Doğu Asya'nın kültürü ve târihi üzerinde muazzam etkisi olmuştur. Batıdaki bâzı kaynaklar, hükûmetlerin bu inanışı târih boyunca uzun süreler desteklemelerinden dolayı Konfüçyüsçülük'ü Doğu Asya'daki devletlerin "devlet dîni" olarak görmüşlerdir.

Kong Aile Konağı

Kong Aile Konağı (Çince: 孔府; pinyin: Kǒng fǔ), Çin'in Shandong Eyaletindeki Qufu'da yer alır ve Konfüçyüs'ün doğrudan torunlarının tarihi ikâmetgâhıydı. Mevcut yapılar çoğunlukla Ming ve Qing hanedanlarından gelmektedir. Kong ailesi ekim, hasat, ölüleri onurlandırmak ve doğum günlerini kutlamak için ayrıntılı dini törenler gerçekleştirmekle görevliydi.

1994 yılından bu yana Kong Aile Konağı, UNESCO Dünya Mirası Alanı "Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı"nın bir parçası olmuştur. Sitenin diğer iki bölümü, Konfüçyüs'ün ve torunlarının medfun bulunduğu Konfüçyüs Mezarlığı ve Konfüçyüs'ün anısına inşa edişmiş olan Konfüçyüs Tapınağı'dır. Qufu'daki bu üç site topluca San Kong (三孔, Üç Konfüçyüs (siteleri)) olarak bilinir.

Kore mitolojisi

Kore mitolojisi, Kore Yarımadası'na ait ulusal efsaneler ve halk masallarının tamamına verilen ad. Kökeni Kore şamanizmi, Budizm, Çin mitleri, Konfüçyüs ve Taocu efsanelere dayanır. Bu efsaneler çeşitli bölgelere göre önemli ölçüde değişkenlik gösterebilmektedir.

Kore şamanizmi Kore mitolojisine en önemli etkiyi yaratan dini düşüncedir. Kore şamanizminde animizm, Kore halkının ana öğesi olarak dini hayatın içinde yer almıştır. Dağlar, hayvanlar inancç kaynakları arasında görülür.

Qufu

Qufu (Çince: 曲阜市; pinyin: Qūfù Shì; okunuşu: Çüfu), Çin'in Shandong eyaletinde bulunan bir şehirdir. Yüzölçümü 815 km² olan şehrin nüfusu 1 Kasım 2010 tarihi itibarı ile 302,805'tir.Qufu, Konfiçyüs'ün memleketi olarak bilinmektedir. Şehirde çok sayıda tarihi saray, tapınak ve mezarlıklar bulunmakta olup Konfüçyüs Tapınağı, Konfüçyüs Mezarlığı ile Kong Aile Konağı 1994 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmiştir.

Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı

Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı, Çin'in Shandong Eyaletindeki Qufu'da yer alır ve Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı'nı içerir.

1994 yılından bu yana Konfüçyüs Tapınağı (Çince: 孔庙; pinyin: Kǒng Miào), Kong Aile Konağı (Çince: 孔府; pinyin: Kǒng Fǔ) ve Konfüçyüs Mezarlığı (Çince: 孔林; pinyin: Kǒng Lín) UNESCO Dünya Mirası Alanı "Qufu'daki Konfüçyüs Tapınağı ve Mezarlığı ve Kong Aile Konağı"nın bir parçası olmuştur. Qufu'daki bu üç site topluca San Kong (三孔, Üç Konfüçyüs (siteleri)) olarak bilinir.

Robert Mugabe

Robert Gabriel Mugabe (d. 21 Şubat 1924 - ö. 6 Eylül 2019), Zimbabveli siyasetçi. Mugabe, Afrika ülkesi Zimbabve'de 1987 ile 2017 yılları arasında devlet başkanlığı makamında bulunmuştur. Mugabe makamdaki son yıllarında dünyada görevdeki en yaşlı devlet başkanı olarak görev yapmıştır.

Mugabe, 1970'li yıllarda lideri olduğu Zimbabve Afrikalı Ulusal Birliği'yle, çoğunluğu beyaz olan Rodezya hükumetine karşı sürdürdüğü gerilla savaşı sonucunda ün kazanmıştır.

Ülkesinin 1980 yılında bağımsızlığını kazanması sonrasında gerçekleştirilen genel seçimlerde partisi Zimbabve Afrikalı Ulusal Birliği (Zimbabwe African National Union - ZANU) ile mümkün olan 100 sandalyenin 57'sini elde ederek zaferle çıkan Mugabe, bu sayede bağımsız ülkenin ilk başbakanı olarak bu makama gelmiştir. Hükumet başkanlığı döneminde birçok alanda ülkesine atılım yapmasını sağlayan Mugabe, siyahi Afrikalılar ile beyaz Avrupalıların birlikte ülkeyi inşa etmesi gerektiğini ifade etmiş ve geçmişi geçmişte bırakma deyimi ile yeni bir sayfa açılmasını hedeflemiştir. Bu süreçte siyahilerin yaşam standartlarını geliştirmeye çalışan Mugabe, aynı süreçte sağlık, eğitim, tarım alanlarında da uyguladığı politikalar ile Zimbabve'ye önemli bir ivme kazandırmıştır. İktidarı döneminde yetersiz beslenen çocukların oranı %22'den (1980) %12'ye (1990) düşmüş, ortalama yaşam süresi 1990'da 1980'e göre gözle görülür artış sağlanmış, çocuk ölüm oranlarında da veriler bin doğumda 86'dan 49'a kadar düşürülmüştür. Ekonomik alanda da Zimbabve 1980'den 1989 yılına kadar yıllık olarak %4,47 düzeyinde büyüme göstermiştir.1982 yılına kadar hükumet ortağı olan Joshua Nkomo ve partisi Zimbabve Afrika Halkları Birliği ile söz konusu yılda koalisyon ortaklığına son veren Mugabe, Nkomo ve partisi ZAPU'yu kendisini devirmekle suçlamıştır. Nkomo'yu hükumet dışında bırakan Mugabe, ZAPU mensuplarına karşı da sert bir tutum içerisine girmiştir. Bu olaylardan sonra ülke içerisinde yaşanan çatışmalarda çoğunluğu Nkomo'nun etnik kökeni olan Ndebeleler olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetmiştir.1985 yılında düşman olarak görülen Nkomo ve partisi ZAPU ile anlaşma yapılarak yeniden barışın önü açılmış, Nkomo da başbakan yardımcısı olarak hükûmete dahil etmiştir. 1987 yılında dönemin devlet başkanı Canaan Banana'dan görevi devralarak ülkenin ikinci devlet başkanı olarak makama çıkan Mugabe, başbakanlık makamını da ortadan kaldırmıştır.

Mugabe iktidara geldikten sonra gerçekleştirilen 1990, 1996, 2002, 2008 ve 2013 seçimlerinden de başarılı bir şekilde çıkarak görevini sürdürmüştür.

Dünya çapında birçok eleştiriye tabi tutulan Mugabe dönemi yolsuzluk, siyasi muhalefeti bastırmak, toprak reformunu kötü idare etmek, ekonomiyi kötü yönetmek ve insan haklarını ihlal etmekle suçlanmaktadır. Zimbabve, 2007 yılı itibarıyla dünyanın en yüksek enflasyon oranına sahip ülkesi konumundadır.Mugabe 2015 yılında Konfüçyüs Barış Ödülü'ne layık görülmüştür.Devlet başkanlığı döneminde uyguladığı baskıcı politikalar nedeniyle birçok kez uluslararası alanda eleştirilere maruz kalan Mugabe, Avrupa Birliği'nin kendisine 2008 yılından itibaren AB ülkelerini ziyaret etmesini yasaklaması ile Zimbabve devlet başkanı olarak sadece AB dışında olan ve geçiş için İtalya'nın izin verdiği Vatikan'a gidebilmiştir.

Mugabe 2015 yılında Afrika Birliği'nde başkan olarak seçilmiş ve bu görevi Ocak 2016'ya kadar sürdürmüştür. Avrupa Birliği bu süreçte kendisine Afrika Birliği Başkanı olarak AB ülkelerine geçici olarak giriş izni vereceğini açıklamıştır.15 Kasım 2017 tarihinde ülkede gerçekleştirilen askerî darbe sonucu Mugabe'nin eşi ile birlikte ev hapsine alındığı yönünde bilgiler iletilmiştir. Darbe girişiminin ardından 16 Kasım 2017 tarihinde Mugabe ile Chiwenga önderliğindeki ordu yetkililerin Güney Afrika Cumhuriyeti'nden yetkililer öncülüğünde devlet başkanlığı sarayında bir araya geldikleri bildirilmiştir. Yapılan görüşmede Mugabe'nin istifa etmeyeceğini söylediği ifade edilmiştir. Ordunun bu görüşme için ev hapsinde tutulan Mugabe'ye izin verdiği ifade edilmiştir.

19 Kasım 2017 tarihinde Mugabe'nin başkanlığını yürüttüğü ZANU-PF yaptığı açıklama ile ordu ile yaptığı müzakerelerde olumlu adım atmamasını gerekçe göstererek Mugabe'yi genel başkanlıktan ve partiden ihraç ettiklerini açıklamıştır. Parti yeni genel başkan olarak Mnangagwa'nın seçildiğini ifade etmiştir. Ayrıca söz konusu açıklamada şayet Mugabe pazartesi öğlene kadar kendi isteğiyle istifa etmemesi durumunda meclis tarafından görevinden alınacağı açıklanmıştır.Partiden bu yönde açıklamalar yapılmasına rağmen devlet başkanı Mugabe 20 Kasım 2017 tarihinde yaptığı açıklamada parti kongresinin birkaç hafta içerisinde kendi başkanlığında toplanacağını ifade etmiştir. Aynı gün ZANU-PF'den yapılan başka bir açıklamada Mugabe'ye verilen sürenin dolduğu, Salı günü ulusal meclisin Mugabe'yi gerçekleri görememe, görevi eşine devretme, kaotik yönetim gibi nedenlerle görevden uzaklaştırma gündem maddesi ile toplanarak sürecin başlatılacağı açıklanmıştır.21 Kasım 2017 tarihinde Mugabe'yi görevden alma maddesi ile toplanan mecliste, meclis başkanı Mugabe'nin kendilerine ulaşan istifa mektubunu okuyarak, Mugabe'nin kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını açıklamıştır.

Soyağacı

Soy ağacı veya aile ağacı, bir kişinin soyundan olan kişileri gösteren bir çizelgedir. Atasal çizelgeler bir kişinin atalarını gösterir, o kişi altta, ataları yukarda gösterildiği için çizelge bir ağaca benzer. Bir kişinin soyundan gelenlerinin gösterildiği çizelgede ise ağaç yukarıda dar başlayıp aşağıya doğru genişler.

Soy ağaçları genelde en eski nesilleri yukarıda, daha yeni nesilleri aşağıda gösterir. Soy ağaçlarının çeşitli tipleri vardır. Bazı soy ağaçları bir atanın soyundan gelen herkesi gösterir, bazıları ise bir kişinin bütün atalarını gösterir. Bazı aile ağaçları aynı soyadı taşıyan kişileri (yani erkek taraflı sülâleyi) gösterir. Hanedanlar arasında bağları muhafaza etmek amacıyla düzenlenen evliliklerin belgelenmesi amacıyla hazırlanan aile ağaçlarında ise sadece belli unvan veya mevkilerdeki kişiler gösterilir.

Eski Ahitin Yeşaya kitabında İsa'nın soyunun tarif edildiği bölümde bir ağaç benzetmesi vardır. Soy ağacının İncil dışında ve aile ilişkilerini tam olarak (sadece baba soyunu değil) gösteren ilk kullanımı Boccaccio'nun 1360 baskılı Genealogia deorum gentilium ("İnsan Tanrılarının Soyu")'dur. Eser, klasik Yunan ve Roma mitolojisindeki kişiler ve tanrılar arasındaki soy ilişkilerini betimler. Kitap ayrıntılı açıklamaların yanı sıra soy ağacı çizelgeleri içermiştir.

En uzun aile ağacı Çin filozof ve eğitmeni Konfüçyüs'ünküdür. Ağaç 80 nesil içerir ve 2 milyon kişiyi kapsar. Bu ağacın 450 dalı ile ilgili uluslararası bir girişim 1998'de faaliyete başlamıştır, amacı bu aile ağacını yeniden çizip onu yenilemektir. En son bulgular 2009'da Konfüçyüs Soybilim derleme komitesi tarafından, Çin düşünürünün 2560. doğum günü anısına yayımlanmıştır. Son sürümde dünyanın her tarafına yayılmış 1,3 milyon yaşayan kişinin yer alması beklenmektedir.

Zhou Hanedanı

Chou Hanedanı veya Zhou Hanedanı (okunuşu: Coğ/v; Çince: 周朝; pinyin: Zhōu Cháo); Çin Tarihinde MÖ 1122'den MÖ 256 yılına kadar hüküm süren kraliyet hanedani. Çin tarihindeki Chou Hanedani diğer tüm hanedanlardan daha uzun süre hüküm sürmüştur. Bu hanedandna once Cin'in yonetici hanedani, Shang Hanedanı idi ve Qin Hanedanı'ni bu hanedani takip etmistir.

Chou Hanedanı'nin Cin'i siyasi ve askeri kontrolu once MO 1046'dan MO 771'e kadar Ji (Geleneksel Çince: 姬; pinyin: Jī), soyadi ile anilan hukumdarlar ile yonetilen, Batı Chou devleti döneminde yaşanmıştır. Chou Henadani liderileri göstermelik yönetici olan kral ("Wang") olarak hukum surmekte iken merkezi, politik ve siyasi kontrol İlkbahar ve Sonbahar Dönemi adi ile anilan MÖ 722-MÖ 481 arasi donemde kaybolmasi sureci devam etmistir.Savaşan Devletler Çağı adiyla anilan bu donemde Çin 170 küçük devlete parçalanmis; bu küçük devletler arasında meydana gelen savaş ve istilalar ortaya cikmisdir. Bu "Savasan Devletler Cagi" doneminde bile, MO 771'den MO 256'e kadar Chou hanedanina bagli Ji (Geleneksel Çince: 姬; pinyin: Jī Şablon:IPAc-cmn), soyadi ile anilan hukumdarlar tarafından yonetilen Dogu Chou devletini 500 yil daha yonetmislerdir. "Savasan Devletler Cagi" bu kucuk devletlerden olan ilk Çin Imparatoru oldugu kabul edilen Çin Şi Huang'nin yonettigi Qin Devleti'nin gucunu artirip diger savasan devletleri kendi yönetimi altina alip MO 221'de Qin Henadani altinda Qin Imparatorlugu'nu kurmasi ile son bulmustur. Fakat bu tarihten 31 yil once Zhiu Hanedani'ninin zaten ismen Zhou Hanedani krali olan "Kral Nan"'in hukum etme gucunun resmen son buldugu kabul edilmektedir.

Alman tarihçi, Wolfram Eberhard'a göre, Chou henedanı Türk kökenlidir.

Chou hanedani döneminde Çin'de demirin kullanımı başlamış, ayrıca birçoklarına göre Çin tunç eşya yapımı bu dönemde doruk noktasına ulaşmıştır. Hanedanı aynı zamanda, yazının antik hâlinden, ki bunun örnekleri Batı Chou tunç kitabelerinde bulunabilir, çağdaş yazım şeklinin başlangıcına, geç Muharip Devletler Dönemi'deki arkaik klerik yazı formuna doğru evrim geçirdiği dönemi de kapsamaktadır.

Chou Hanedanı döneminde, MÖ 6. yüzyıldaki ilk hâlinin ortaya çıkışıyla, Çin felsefesinin kökenleri kurulmuştur. Daha sonraki nesillere büyük etkisi olacak önemli Çin filozofları bu dönemde ortaya çıkmıştır: Kong Fuzi (Konfüçyüs, Konfüçyüscülüğün kurucusu) ve Laozi (Taoculuğun kurucusu). Bu dönemde ortaya çıkan diğer filozoflar, kuramcılar ve düşünce ekolleri şunlardır: Mozi (Mohizmin kurucusu), Mengzi (tanınmış bir Konfüçyüscü), (Qin Hanedanının temel felsefesi olan) Çin legalizminin gelişimine öncülük eden Shang Yang ve Han Feizi ve döneminin en önemli entelektüeli, Çin entelektüel yaşamının kendi dönemindeki merkezi olduğu ve hatta Mengzi gibi ikonik entelektüel figürlerden daha çok önem ve ün kazanmış olduğu iddia edilen Xunzi.

Çin'de din

Çin, dünyanın en eski ve sürekli öğreti ve felsefi geleneklerinin beşiği olmuştur. Çin'de batıdaki anlamıyla bire bir örtüşen bir din anlayışı hiç olmamıştır. Milattan önce 6. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan düşünce okulları kendi içinde özgün olarak sürekli gelişmiştir. Bu yüzden Çin'de inanç sistemleri olarak Çin kültürünü tarihi boyunca şekillendiren Konfüçyüsçülük, Taoizm, ve çok sonradan gelen Budizm düşünce okulları sıralanır. Bu iç içe geçmiş düşünce okulları kendi aralarında kökten farklı bir evren anlayışı taşımazlar ancak klasik anlamıyla batıda ortaya çıkan Musevilik, Hiristiyanlık ve Müslümanlık dinlerinden kökten ayrıdırlar. Bu düşünce okulları öncesinde de Çin'in hem toplayıcı ve avcı şamanik toplumlarında hem de yerleşik tarım toplumları döneminde kainatın doğuşuyla ilgili anlatılan masal ve efsanelerde evrenin; klasik dinlerde olduğu gibi bir yaratıcı tarafından yaratılmasından çok her şeye hamile olan ve hiç bir şeyin henüz bir biçimi olmadığı karanlık bulamaç bir şeyden doğduğu inançları yer bulmaktadır. Bu bulamaç, karanlık hiç bir nesnenin henüz şekil almadığı ama herşeye hamile olunan bu hale masallarda Hundun, düşünce okullarında Dao denmektedir. Dao'dan Gök ve Yer yani somut ve soyut olan her şey doğar, yin ve yang değişim ilkeleriyle her şey biçim alır ve dönüşür. Günümüzde Kuantum Kuram'ının kozmogoni görüşleri Çin'de ortaya çıkan bu evren anlayışına daha yakın durmaktadır. Gök uzayı, yer ise yıldızlar, gezegenler gibi yoğun her şeyi temsil etmektedir. Dao düşünce okulunda Gök ve Yerin ham doğası yani kendiliğindenlik hali olan ziran'a uyması çabasız çabayı uygulaması en uygun yönetim olarak anlatılırken, Konfüçyüsçü okullara göre ise Gök ve Yer ilişkisi hiyararşik ele alınır, erdem ve görevlere önem verilir, dolayısıyla devletin yönetimi ve halk ile ilişkisi buna uymalıdır anlayışı hakim olmuştur. Çin imparatorları, özellikle Konfüçyüs (Kong Fu Zi) okuluna göre Gök gibi olmalıydılar ve bu yüzden Göğün Vekaleti'ni talep edip Çin efsanevi ve geleneksel pratiklerine katılırlardı. Yaygın inanç sistemi bu şekilde kendini gösterirken sonraki yüz yıllarda Batıda ortaya çıkan dinler Çin'de yayılmak istemiş olsa da halk arasında bu inanç sistemleri çok rağbet görmemiştir. Ancak günümüzde sayıları fazla olmasa da Çin'de hristiyanlık ve müslümanlık da yaşamaktadır. 1949 Mao Zedung devriminden beri Çin, bir ateist ve Marksist kurum olan Çin Komünist Partisi tarafından yönetilmektedir. Bu dönemde bilimsel bir zemini olmayan hiç bir görüşe izin verilmedi. Dini hareketler ve kurumlar önce hükümet kontrolü altına alındı, sonra Kültür Devrimi (1966-1976) sırasında baskıya uğradı. Devrimin yumuşama döneminde geleneksel öğretiler ve sonradan gelen dini örgütlere haklar verilmeye başlanmıştır. Hükümet henüz beş tane öğreti ve dini resmen tanımaktadır: Budizm, Taoizm, İslam, Protestanlık ve Katoliklik (burada ancak zorla Çin Katolik Kilisesi ile Roma Katolik Kilisesi arasında bir ayrım uygulanmaktadır). 21. yüzyılın başında kurumsal idarelerde Konfüçyüsçülük ve Çin halk gelenekleri giderek daha fazla tanınma kazanmaktadır.

Çin'deki en yaygın inanç ve pratik sistemini oluşturan halk veya popüler din, en azından Shang ve Zhou hanedanlarından beri evrimleşmiş ve kendisini toplumsal şartlara göre uyarlamıştır. Bu dönem boyunca bir teolojinin temel unsurları ve evrenin doğası için manevi açıklama ortaya çıktı. Bu esasen çeşitli tanrılar ve ölümsüzleri simgeleyen şen (神) karakterine bağlılık vadetmekten oluşur. Bu tanrılar ve ölümsüzler, ya doğal çevreye ait ilahlardan ya da insan grupları, nezaket kavramları ve kültür kahramanlarıyla özdeşleştirilen atasal ilkelerden oluşur. Bu figürlerin birçoğu Çin mitolojisi ve tarihinde yer almıştır. Konfüçyüs felsefesi ve dini pratikleri daha sonraki Zhou döneminde gelişti; Taocu kurumsallaşmış dinler ise Han Hanedanı tarafından geliştirildi. Kısa zaman sonra Budist pratikler ve kurumlar ortaya çıktı, ve çeşitli mezhepler ve yerel kültler yayıldı. Matsu (denizlerin tanrıçası), Çin ırkının progenitörü olarak anılan Sarı İmparator, Guan Yu (savaş ve iş tanrısı), Cai Shen (refah ve zenginlik tanrısı) ve Pan Gu, yaygınlaşmış kültlerin bazı örneklerini oluşturur. Bununla birlikte Çin, Konfüçyüs döneminde başlayan hümanist ve seküler düşüncenin evi olarak sık sık düşünülmektedir. Çin Budizmi 1. yüzyıl (Han Hanedanı)dan beri gelişmiş, aborjin dini kökten etkilemiş ve günümüz Çin'de büyük bir etkiye sahiptir.

21. yüzyılın başında yapılan ulusal anketler, Han Çinlilerin %80'inin (yani yüz milyonlarca insanın) bir çeşit Çin halk diniyle Taoizmi izlemektedir; %10-16'si Budist; %3-4'ü Hıristiyan; ve %1-2'si Müslüman. Halk din mezhepleri nüfusun %2-3'ünden %13'üne kadar oluşturur; Konfüçyüsçülük ise dini bir öztanımlama olarak entelektüeller tarafından benimsenir. Ek olarak, etnik azınlık grupları arasında farklı dinler izlenmekte; ör. Tibetliler arasında Tibet Budizmi, Hui ve Uygur halkları arasında ise İslam yaygındır. Çin'de Hıristiyanlığın tarihi 7. yüzyıla kadar uzanır, ancak 16. yüzyılda Cizvit misyonerler tarafından yeniden getirilmesine kadar kökleşmedi. Taiping Ayaklanması (1849-1861)'nın Protestan öğretilerden esinlenmiş olmasına rağmen 19. yüzyıl Protestan misyonerleri ilk başta yalnızca az sayıda kavim buldu, fakat 20. yüzyılda Hıristiyan toplulukları çoğalmaya başladı. Komünist yönetimi altında yabancı misyonerler ülkeden sürüldü, kiliselerin çoğu kapatıldı ve Hıristiyanlara ait okullar, hastaneler ve yetimhaneler ele geçirildi. Kültür Devrimi boyunca çok sayıda rahip hapse atıldı. 1970'lerin sonlarının ardından Hıristiyanlar, bazı dini özgürlüklerini geri kazanmaya başladı.

Diğer diller

This page is based on a Wikipedia article written by authors (here).
Text is available under the CC BY-SA 3.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.