Erbain

Erbain (Kırkıncı Gün), Yeryüzündeki en büyük anma törenlerinden biridir.

  • Şiilikte, hicrî takvime göre Aşure Günü'nden 40 gün sonra gelen Safer ayının 20. gününe verilen isimdir. Bu günde Muharrem ayının Onuncu günü olan Aşure Günü'nde Kerbela'da şehit edilen İmam Hüseyin ve 71 taraftarının anısını canlı tutmak için anma törenleri de düzenlenmektedir.
  • İslam dünyasında kırk günlük riyazat ve halvet olarak bilinen uygulamanın zamanıdır. Bu 40 günde maddî bağları azaltıp mânevî tarafı kuvvetlendirmek için kırk gün az yemek, az içmek, az konuşmak, az uyumak, çok ibâdet etmek gerekir. Buna çile de denir. Buna bağlı olarak bu çile iki şekilde olmaktadır: çile-i merdan ve çile-i zenan.
  • Çile-i zenan kadınlar tarafından kırk gün boyunca gündüzleri hiçbir şey yemeden ve içmeden yapılan oruç ibadetidir.
  • Çile-i merdan ise 40 gün boyunca kırk öküz kesilip bunlardan yapılan yahninin yenilmesi ile yapılan çiledir. Lakin bu çile sırasında su içilmez.
  • Miladi takvimde ise 22 Aralık - 31 Ocak günleri arasına rastlayan kırk günlük kış dönemi de aynı adla anılmaktadır. Bu döneme halk arasında "Zemheri" de denir.
Kerbela Hussein Moschee
Erbain'de milyonlarca şii müslüman Kerbela'daki İmam Hüseyin Camii etrafında toplanmaktadır.
Ahbârilik

Ahbârî (Farsça: اخباری), Şiilik meşrebin Caferilik mezhebinin ekollerinden Fıkıh usûlü (fıkhî kaynak) olarak Kur'an, Hadis ve İcma'nın dışında Akl (hikmet, Sünnilik'te Kıyas)'ı kabul etmeyen bir ekol.

Peygamber ve İmamlar'ın haberlerine (hadislerine) önem vererek içtihâd hakkın uygulanmasını kabul etmez.

16. yüzyılda Muhammed Emin Astarabadi'nin gayetleriyle Caferilik içinde hakimiyeti kurmuş ancak 18. yüzyılın sonlarında Usûlî ekolü tarafından yenilmiştir.

Günümüzde Bahreyn, Güney Irak ve Hindistan'da varlığını sürdürmektedir.

Dört Sadık Sahabe

Dört Sadık Sahabi, İslâm mezheplerinden olan Şiâ'nın İslam peygamberi Muhammed'in ölümünden sonraki Hilâfet ihtilafında, peygamberin damadı, amcasının oğlu ve Ehl-i Beyt İmamlarının birincisi olan Ali bin Ebu Talib'i destekleyen dört sadık sahabiyi kastetmektedir. Bu kişiler şunlardır:

Ammar bin Yasir

Ebu Zer el-Gifari

Mikdad ibn Esved el-Kindî

Selman el-Farisi

Ehl-i Abâ Hadisi

Ehli Aba (Arapça: حديث الكساء) veya Ehli Kisa hadisi, İslam peygamberi Muhammed'in sırtında abası olduğu halde, abanın altına, Fatıma'yı, Ali bin Ebu Talib'i, Hasan'ı ve Hüseyin'i alması ve Ahzab Suresi'nin "Ey Ehli Beyt! Allah sizden günahı gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor." mealindeki 33. ayetini okumasını anlatır. Ehl-i Aba olayı, Şiilikteki İmametin köklerinin dayandığı önemli olaylardandır.

Erbain yürüyüşü

Erbain Yürüyüşü çoğunluğu Şii mezhebine bağlı Müslümanların en önemli kutsal törenlerinden biridir. Her yıl değişik ülkelerden milyonlarca insanın İmam Hüseyin’in mezarını ziyaret etmek için Irak’ta bulunan Kerbela şehrine gitmesini içeren tören Dünya'nın en büyük kutsal törenlerindendir.

Erbain Şii takviminde İmam Hüseyin’in şehit edildiği günün kırk gün sonrasına denk gelmektedir. Bu yürüyüş dünyanın en büyük yıllık dini ictimaı dır . Her yıl milyonlarca insan değişik ülkelerden bu törene katılmaktadır. Ziyaretçilerin çoğu Irak ve İran'dan gelmektedir. Bu iki önemli ülke dışında ziyaretçiler Türkiye,Pakistan, Lübnan gibi başka ülkelerden de bu törene katılmaktadır.

2014 yılında Kerbela’ya gelen insanların yaklaşık 17 milyon kişi olduğu tahmin edilmektedir. Başka kaynaklara göre ise bu sayı 20 milyon kişidir. Ziyaretçiler Şii Müslümanlar yanı sıra Sünni Müslümanlar, Hıristiyanlar ve başka şeriatlardan bu törene katılan ziyaretçiler olmuştur. Bu yürüyüş Saddam Hüseyin hükümeti döneminde yasaklanmıştı.

Gayba

Gayba (Arapça: غيبة ; Ghaybah) Şiîliğin bazı mezheplerindeki İmâmet i'tikadında mevcût olan bu kavrama göre, bu mezheplerin kabul ettiği imâmlar içerisinde, "Saklanan", "Gizlenen" ya da "Görülmez" hâldeki imâm.

Halvet

Halvet, Arapça bir kelime olan halvet, tenha, tenhaya çekilme, yalnızlık ve yalnız kalma anlamlarına gelir. Halvet etmek, istenilen tenha ve her şeyden boş bir mahalde, zihne takılan ve takılacak olan şeylerden kurtularak feragat köşesini her şeye tercih etmektir. Bir başka ifade ile büsbütün yalnız durmak, biri ile tenhaca konuşmak üzere yalnız kalıp kimseyi içeri almamaktır. Halvete girmek, ibadet, zikir, riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere yalnız başına tenha bir odaya, tekkelerde halvethane denilen bir hücreye, kapanmaktır. Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.

Halk arasında kırk günlük halvet eğitimine çile de denir. Bilindiği gibi "Çile" sözü, Farsça'daki çihil (kırk) kelimesinden alınmıştır. Bu deyim zamanla zorluk ve ızdırabı göğüslemek anlamında "Çile doldurmak" ya da "Çile çekmek" şeklinde kullanılmış; tekkelerdeki halvethanelere çilehane de denilmiştir.

Tasavvufî bir ıstılah olarak halvet, Hak ile gizli konuşmak şeklinde tanımlanabilir. Sofiyyede halvet ise, şeyhin emir ve tensibi ile müridin karanlık ve dar bir hücreye çekilip ibâdet, riyazet, murakabe, zikir ve fikirle vakit geçirmesi yerinde kullanılan bir tabirdir. Bununla birlikte tekkelerde halvet, genellikle kırk gün sürdüğü için buna "erbain çıkarmak" da denir.

Hums (İslam)

Hums, kelime olarak Arapça Hamse (beş) kelimesinden türemekte ve beşte bir anlamını taşımaktadır.

Dini terim olarak Hums (Humus olarak da geçmektedir) "herhangi bir şekilde elde edilen malın hayra harcamak üzere ayrılmış beşte birlik kısmı"dır.

Kur'an'ın "..Bilin artık ki bir şeyden ganimet elde ettiniz mi, beşte biri Allah’ındır ve Resulünün ve Resulünün yakınlarının..." (Enfal; 41) ayeti kazanılan malın beşte birini Allah yolunda harcamak üzere Resul'üne ve ondan sonra temsilcileri olan Ehl-i Beyt'ine verilmesini farz kılmaktadır.

Sünni anlayışta sadece savaş ganimetine işaret ettiği düşünülen ayet Şiilikte genel bir kazanç ve kar anlamını taşır. Ayrıca bu pay Sünnilikte "beyt-ül mal" adı verilen hazineye ait iken, Şiilikte fakir, yetim ve muhtaç kişilerin yanında ayrıca Muhammed'in soyundan gelenlerin kullanımına tahsis edilir.

I. Ağa Han

I. Ağa Han, asıl adı (Farsça:حسن علی شاه /Hasan Ali Şah) (1800-Nisan 1881), Şiiliğin Nizari İsmaili tarikatının imamı.

Muhammed bin Hanefiyye

Muhammed bin Hânifîyye (Arapça: محمد ابن الحنفية; Tam adı: Muḥammed ibn el-Ḥanefiyeh); Ali bin Ebî Tâlib'in Havlet bint Câ'fer isimli eşinden olan oğlu.

Muhammed el-Bakır

Muhammed el-Bakır, (d. 676, Medine - ö. 731, Medine) On İki İmâmlar'ın beşincisidir. Dördüncü imam ve Hüseyin'in oğlu olan Ali bin Hüseyin'in (Ali Zeyn el-Âb’ı-Dîn) oğludur. Ayrıca annesi de ikinci imam Hasan bin Ali'in kızı olan Fatıma bint Hasan el-Mûctebâ'dır. İmâmet i'tikadına göre hem anne hem de baba tarafından İslâm dininin son peygamberi Muhammed'le akrabalık ilişkisi bulunan ilk imâmdır. Bir İslâm âlîmi olan "Muhammed el-Bakır" diğer bütün Ehl-i Beyt mensûbu imâmları gibi Sünnîlerce de sevilen ve sayılan büyük bir İslam önderidir.

Nimetullahilik

Ni’metullah’îyye, Ni’metallahîlik, ya da Ni’metullahî Tarikâtı (Farsça: نعمت‌اللهی); Emir Nûr’ed-Dîn Ni’metullah bin Mir Abdullah tarafından 14. yüzyılda kurumsallaştırılan Azerî kökenli bir sufi tarikâtı.

On yedi kemerbest

On yedi kemerbest, Alevi inancına göre, Ali tarafından kemerleri bağlanan on yedi öndere verilen isim.

Tathir ayeti

Tathir Ayeti Pâklanılmak anlamına gelen bu ayet Şiîler'e göre, İslâm Dîni Peygamberi Muhammed'in Ehl-i Beyt'inin tamamının "ismet" sıfatına hâiz olduğunu belirleyen ayettir.

Teberru

Teberra İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye Şiîğinde yaygın olan ve İslâm Dîni'nin peygamberi Muhammed'in ailesi ve ailesinin soyundan gelenleri (yani Ehl-i Beyti) sevmeyenleri sevmemek, düşman olanlara düşman olmak gibi anlamlar taşıyan bir kavramdır.

Tevella

Tevella, Peygamberin ailesini ve ailesinin soyundan gelenleri sevmek anlamına gelen kavram. Tevella, teberra (yani peygamberin ailesini ve ailesinin soyundan gelenleri sevmeyenleri sevmemek) ile birlikte Onikici Şiilikte "İslam'ın şartı" olarak görülmüştür. Teberra ile birlikte kitlesel olarak bilinmesi ve uygulanması özellikle Safevi Hanedanlığı sırasında olmuştur. Bunun öncesinde daha ziyade kavramsal ve soyuttur, ulema arasında yaygın olan bir kavramdır.

Tevessül

Tevessül (Arapça: توسل) ya da Vesile, Allah'a yakarmakta başkaları hesabına araya Allah'a yakın aracı ve şefaatçilerin konulması anlamına gelir. Kişi burada kendi şeyh ya da mürşidinin kendi günahlarının affı için şefaatçi olmasını dilemektedir. Allah'a her yakaracağı anda aşırı saygı beslediği mürşid, pir ya da şeyh'inin adını zikreder. Bu hadiseye Sünnilik, Şiilik ve Sufiliğin her birinde farklı şekillerde rastlanılabilmektedir.

Usûlîlik

Usulî (Farsça: اصولی), Fıkıh usûlü (fıkhî kaynak) olarak Kur'an, Hadis ve İcma'nın dışında Akıl (hikmet, Sünnilik'te Kıyas)'ı da kabul eden Şiilik meşrebin Caferilik mezhebinin ekollerinden biridir.

Usûlî ekolünde İmamın gayba sırasında fakîhlerin ictihâdına önem verilmesi gerekiyor ve insanları müctehid ve mukhalid olmak üzere ikiye ayırılır.

İsmet (İslam)

İsmet sıfatı İslam'da, Peygamber Muhammed'in ve diğer peygamberlerin ilahi koruma sayesinde günahtan ve yanlıştan uzak olmasını ifade eder. Bu sıfat, Şiîlerin inancına göre On İki İmam ve Peygamber'in kızı Fatıma Zehra için de geçerlidir. Zeydîler, "İsmet" sıfatını imamlara atfetmeyerek bu noktada diğerlerinden ayrılır.

Şeyhilik

Şeyhî (Arapça: الشيخية al Shaikhīyya, Farsça: شيخی Shaikhī), Caferiliğin müctehidi Şeyh Ahmed'in teolojisine bağlı ekol.

"Şeyhîlik", 19. yüzyıl başlarında Kaçarlar döneminde yayılarak, Bâbîlik ile Bahâîlik dinlerinin oluşumuna yol açan bir Şiî fıkıh ekôlü olmuştur.

 
Bismillahir Rahmanir Rahim
İslam ile ilgili bir dizindir.

Şiilik
Mirror writing2
Allah-green.svg İslam portali

Diğer diller

This page is based on a Wikipedia article written by authors (here).
Text is available under the CC BY-SA 3.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.