İdeoloji

İdeoloji, siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir siyasi partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, ahlâki, estetik düşünceler bütünü. En basit tabirle ideoloji teorisi içinde Marksist düşünürler önemli bir ağırlığı oluşturur. Marx, Lenin, Gramsci, Lukacs, Frankfurt Okulu, Althusser gibi düşünürlerin bu alanda çalışmaları olmuştur. Bunun dışında, ideoloji teorisiyle ilgilenen öteki düşünürlerin de marksizmle etkileşimli (karşıt ya da yana) olarak çalışmalarını yürütmeleri söz konusudur.

Etimoloji

İdeoloji kelimesi, Fransızca idéologie (telaffuz: [[Uluslararası Fonetik Alfabesi|[ideoloʒiː]]]) kelimesinden türetmiştir[1] (idée [bu bağlamda: fikir; düşünce][2] ve -ologie [ -oloji, yani bilim]).

Idéologie kelimesi, Fransız Devrimi süresinde Antoine Destutt de Tracy tarafından ilk kez kullanıldı, ve ilk kamu kullanışı 1796 yılında idi.[3] De Tracy'e göre, idéologie kelimesi yeni bir "fikir bilimi", yani bir fikir-oloji'yi kastetti.[3] Aydınlanma Çağı'nda tipik olan akılcı bir şevk ile, de Tracy objektif olarak fikirlerin kaynaklarının bulunması imkânsız olmadığını ve bu yeni bilim dalı gelecekte biyoloji ve zooloji gibi istikrarlı bilim dallarıyla aynı statüyü paylaşacağını inandı. Ek olarak, her inceleme türünün temeli fikir(ler) olduğuna rağmen, de Tracy'e göre ideoloji bilim dalların en önemlisi olarak kabul edileceğini ileri sürdü.[3] Fakat de Tracy'nin büyük ümitlerinden ziyade, bu terimin özgün anlamı gelecekteki kullanımına çok az etkisi olmuştur.

İdeoloji teorisi

İdeoloji, bilincin ortaklaşılan bu biçiminin edinilmesinde ortak olan ögenin ne olduğunu açıklaması gereken bir kavramdır. Bunu sağlayan ilişki biçimi, yani ortaklaşılan yaşamın biçimi üzerinden girişilen hemen her teorize etme çabası, belirli bir topluluğun ya da grubun ideolojisini tanımlayan dinamiklerin, genel olarak idelojinin dinamiklerine yayılması yanlışı ile malül olmuştur. Bunun birinci ve en genel nedeni, üzerinde ortaklaşılan bir ideoloji tarifinden yoksun oluşumuzdur. Sosyoloji bilimi, gerçekte topluluk ve birey arasındaki bağları araştırdığı ve çözümlediği her noktada genel ideolojinin özel bir tezahürünü açığa çıkarmaktadır.

İlk olarak dikkat edilmesi gereken nokta ideoloji ile ideolojilerin birbirine karıştırılmaması gereğidir. İdeoloji bu ayrımda belli bir düşünce formunu ya da bilinç biçimini gösterir; buna karşılık ideolojiler ise, belirli bir anlamda bir araya toplanmış ve çeşitli toplumsal grupların kendilerini ifade etmek için oluşturdukları fikirler/değerler kümesini dile getirir.Ayrımı netleştirmek için ilkini ideoloji, ikincisini ise politik ideolojiler olarak anlamakta fayda vardır.

Kuramsal alanda, ideoloji teorisi olarak bilinen bir bölge mevcuttur. İdeolojinin tanımlanmasından işleyiş mekanizmasının belirlenip ortaya konulmasına ve bu yönde diğer düşünce biçimlerinden ayrımlanmasina kadar, çeşitli konu başlıkları bu teorik alanın içeriklerini oluşturur. Kapsamı dolayısıyla ideoloji teorisi oldukça zorlu bir alandır ve bu konuda ortaya konulan çalışmalar her zaman çok katmanlı olmak durumdadır. İdeoloji teorisinde, bir yanda epistemolojik sorunsallara öte yandan da değer-yargıları alanına bağlı olarak tartışmalar yürütülmektedir. Çeşitli ideoloji teorileri mevcut olmakla birlikte, en genel anlamda ideolojiye iki yönlü bir yaklaşımın şekillenmiş olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar pozitif ve negatif ideoloji anlayışlarıdır. Pozitif anlayış ideolojiyi olumlu olarak anlayıp onu yadsımazken, negatif anlayış onu bir yanlışlık meselesi olarak değerlendirip yadsır ve ona karşı dogruluk'u çıkarır.

Marksist ideoloji teorisi

Marksist ideoloji, negatif ideoloji anlayışının belirgin bir örneğini verir. Buna göre ideoloji, en genel anlamda "yanlış bilinç"tir. Bu anlayışı, kuramsal bir çabayla ilk olarak Marx'ın yapıtlarında iki ayrı şekilde görmek mümkündür. Daha sonra Marksizmin gelişimi içinde bu iki eğilim kendine gelişim yolları bulur. Lenin, Antonio Gramsci, Georg Lukács, Louis Althusser gibi isimler farklı okumalarla özgül ideoloji tanımlarını verirler. Dolayısıyla, ideoloji teorisinin epistemolojik ve felsefi gelişiminin ana kaynaklarından birisinin Marksizm olduğu kabul edilir. İdeolojinin pozitif ve negatif anlaşılışından çeşitli teoriler bu alan içinde yetkin olarak geliştirilmiştir.

Marx'ta yanlış bilinç olarak ideoloji tanımlamasının ilk şekli Alman İdeolojisi'nde görülür. İdeoloji, bireylerin bilincindeki gerçekliğe dair yanlış bir bilinç ya da bilgi durumudur burada. Nitekim başlangıç yapıtlarında Marx; hem Din'i hem de felsefe'yi ideolojinin çeşitli biçimleri olarak eleştiri konusu yapmaktadır. Buna göre din ve felsefe, gerçekligi başaşağı ederek, çarpıtarak, yanılsatarak bireylerin bilinçlerini belirlemektedirler. Ancak, Marx, dünyanın kısıtlı ve çarpık algılanışı olarak dinin ve felsefenin kaynağında, insanların kısıtlı yaşamlarının olduğu vurgusunu da yapar. Dolayısıyla Marx'ın "yanlış bilinç" şeklindeki ideoloji anlayışı yorumları, Marxist teori içinde çatlaklar oluşturmaktadır.

Marx'ta görülen belirgin ikinci bir ideoloji anlayışı ise, Kapital'in ünlü meta fetişizmi bölümünde görülür. Meta fetişizmi gerçekten de, ideoloji teorisinin gelişiminde özgün bir yer tutar ve bir anlamda maddeci bir ideoloji anlayışının ilk örneğini verir. Marx, gerçi burada da yanlış bilinç nosyonuna bağlıdır, yani epistemolojik olarak yine aynı doğruluk-yanlışlık ya da yanılsama-gerçeklik fikrinin içinde durur. Ancak burada Marx, Alman İdeolojisi'deki düşünceden daha farklı olarak, ideolojiyi bireysel bir bilinç ya da yanılgı sorunu olmaktan çıkarır ve yeniden tanımlar.

Buna göre yanlış bilinç bireylerin bir yanlış görmesi meselesi değil, genel toplumsal yapının maddi temeli tarafından belirlenmesi meselesidir. Metaların üretiminden dolaşımına kadar tüm maddi süreçler ideolojinin temelini oluşturur; yani metaların fetişist niteliği, belirli bir bilinç'in oluşmasına ve yayılmasına neden olur. İdeoloji, bireylerden bağımsız olarak, metaların fetişist niteliğiyle yanlış bilinç (kapitalist sistemin kendi kendisini meşrulaştırımı) olarak dolaşıma girmektedir. Bu ideoloji anlayışında da Marx'ın aynı epistemolojik ayrımları ve sistemi kullandığı açıktır. Değişen, ideolojinin tanımlanmasında daha maddi bir yöne doğru geçiştir. Böylece Marx, "maddeyi belirleyen düşünce değil düşünceyi belirleyen maddedir" felsefi ilkesine uygun bir ideoloji anlayışı ortaya koymuş olmaktadır. Meta fetişizmi bahsinde hep gözden kaçan bir nokta vardır, lafı hiç uzatmadan söylemek gerekirse, ürünü meta yapan şey bizzat bu fetişizmdir. Yani, ürün üzerinden toplumsal ilişkiler kurulup düzenlenmedikçe ürün, ürün olarak kalacaktır. İhtiyaç ve ihtiyaç fazlası olan basit bir değişim ilişkisinin nesnesi olan ürün, toplumsal ilişkilerin "iktisadi iz" leri halini aldıkça, üründen metaya varan yolu ilerler. Toplumsal ilişkinin bu kapitalist biçimi, ürüne bizzat bu sahip olmadığı insan ilişkilerinin taşıyıcısı olma sıfatını yükler, bu haliyle meta artık fetişizmin öznelerinden birine dönüşürken, idelojinin de bir türevidir. Dikkat edilmesi gereken ve çoğunlukla gözden kaçan nokta burada açıklık kazanır; ideoloji, ne din, ne felsefe ne de yanlış bilinçtir, bizzat bunların da kaynağında olan şey, o, tüm bunların varlık kazanmasına yol açan toplumsal ilişkilerin bizzat bu biçimidir. Daha yalın bir ifade ile "ilişkilerin biçimi" dir.

Son dönem, ideoloji üzerine yapılan araştırma çalışmaları, doğru-yanlış, negatif-pozitif, felsefi-iktisadi, madde-bilinç kutuplaşmaları etrafında sürdürülen tartışmalara son verebilecek bir birikimin ve ortamın oluşumuna hizmet etmiştir. Bizzat Alman İdeolojisi'nde olmadığı gibi, Marx'ın hiçbir eserinde de "yanlış bilinç" teriminin yer almadığı artık bilinen bir gerçekliktir.

Marx'ın özellikle "para ve meta fetişizmi" çözümlemeleri dikkatli okunduğunda görülmektedir ki, paranın karşılık geldiği "toplumsal ilişkilerin cebimizde taşıdığımız gücü", onun aslında sahip olmadığı bir gücü barındırması, yani fetiş karakteri, toplumun dışına çıkılıp, ancak ıssız bir adaya düşüldüğünde son bulmaktadır. Ya da kapitalizm içerisinde hiçbir iktisadi üretim sürecini koruyamamış olan feodalizm yine de ideolojisini sürdürmeye devam etmektedir. Bu nasıl olmaktadır? Bu sorunun tek bir yanıtı vardır; o da ideolojinin tanımının "insan ilişkilerinin biçimi" olarak sivriltilmesinden geçmektedir, ancak böylece mümkündür...

İslâmî İdeoloji

Dünya Müslümanları'nın tek bir çatı altında birleşip etkili bir siyasi ve ekonomik güç olarak uluslararası sistemde aktif rol oynamasını savunan, kapitalist ve komünist ideolojilere karşı İslami düzeni öneren ve Müslüman devletler arasında çok boyutlu işbirliğini öneren bir akımdır.

Bilim-ideoloji karşıtlığı

İdeoloji fikrinin temelinde, kuramsal olarak epistemolojinin temel meseleleri başlangıcından itibaren bulunmaktadır. Bu meseleler elbette bilginin niteliğine ilişkin ayrımlara dayanmaktadır öncelikle; doğru/yanlış, yanılsama/gerçeklik, nesnel/öznel, öz/görünüş gibi. Marx bu epistemolojik konular bağlamında kendi ideoloji teorisini kurarken, yanlış bilinç olarak ideolojinin karşısına doğru bilginin kaynağı olarak bilimi koymaktadır.Bilim-ideoloji karşıtlığının kuramsal bir statü kazanması böylece temellenir.

Buna göre, ideoloji yanlış biliştir ve buna karşılık bilim hakikâti temsil eder. Epistemolojik düzlemdeki doğru-yanlış ayrımı ya da karşıtlığı, burada bilinç düzeyindeki bir ayrım olarak kullanılır ve ideoloji-bilim ayrımıyla ortaya konulur.

Daha sonra, Marksizm içinden ve dışından ideoloji teorisi önemli gelişmeler kaydedecek ve hem pozitif hem de negatif anlaşılış biçimleri geliştirilecektir. 20.yüzyıldaki gelişiminde daha çok negatif anlamda anlaşılan ve epistemelojik ayrımları kullanan ideoloji teorisinin eleştirildiği görülmektedir. İdeoloji sorununu bir doğruluk-yanlışlık meselesinden çıkarmaya yönelik bir tutum söz konusudur burada. Postmodern yaklaşımlarda ise genel olarak ideoloji sorunsalı, yani "yanlış bilinç" ya da biliş meselesi tamamen dışta bırakılmaya çalışılmaktadır.

Eleştiri

İdeolojinin varlığının kabul edilmemesi

Her siyaset uzmanı siyasî fikrin ve ideolojinin önemli olduklarını kabul etmemiş. Siyaset bazen iktidar için bir mücadeleden başka bir şey olmadığını düşünülmektedir. Bu doğru ise, siyasî fikirler sadece propagandadır; sırf oy veya destek kazanmak amacıyla tasarlanmış birkaç özel söz veya slogan. Fikirler ve ideolojiler, sadece siyaset dünyasının kara gerçeklerini gizlemek için kullanılan "pencere süsleri". Bu görüş davranışçılıkçılar tarafından savunulmaktadır (davranışçılıkta, insanların sadece dış unsurlarını tepkilemek için tasarlanmış biyolojik makinalar olduklarını inanılmaktadır; bir insanın fikirleri, değerleri, duyguları ve niyetleri önemsizdir). Benzer bir görüş "Diyalektik Materyalizm"i etkiledi.[3]

Buna zıt olan bir görüş de var. Örneğin John Maynard Keynes adlı Britanyalı ekonomist, dünyanın ekonomik teoristler ve siyasî filozofların fikirlerinden başka bir şey tarafından idare edilmemekte olduğunu tartıştı. İstihdam, Faiz ve Para Hakkında Genel Teorisi kitabında söylediğine göre:

Kendilerini entelektüel etkiler tarafından etkilenmediklerini inanan pratik adamlar, genellikle ölü bir ekonomistin kölesidir. Havada sesler duyan divane idarî memurlar, birkaç sene önceden bir akademik yazarından divaneliklerini damıtıyorlar.[4]

Davranışçılık ve Diyalektik Materyalizm'e karşın, bu görüşe göre fikirler ve teoriler insan hareketinin kaynağıdır. Dünya "akademik yazarlar" tarafından idare edilmektedir. Böyle bir görüş, örnek olarak çağdaş kapitalizmin Adam Smith ve David Ricardo'nun klasik ekonomik araştırmalarından kaynaklandığını, komünizmin çoğunlukla Karl Marx ve Vladimir İlyiç Lenin'in yazdıklarından etkilendiğini ve Nazi Almanyası'nın tarihi sadece Adolf Hitler'in Mein Kampf kitabına referans yaparak anlayabildiğini ima eder.

Ayrıca bakınız

Dipnot

  1. ^ Türk Dil Kurumu - ideoloji
  2. ^ FransızcaSözlük.gen.tr - idéologie
  3. ^ a b c d Political Ideologies: An Introduction - 4th edition (2007), A. Heywood
  4. ^ İstihdam, Faiz ve Para Genel Teorisi, John Maynard Keynes

Kaynakça

  • Alman İdeolojisi, Karl Marx, Sol yayınları
  • Kapital, Meta fetişizmi bölümü, Marx.
  • İdeoloji ve Ütopya, K.Mannhein
  • İdeoloji ve Devletin İdeolojik Araçları, Louis Althusser, İletişim yayınları.
  • İdeoloji, Terry Eagleton, Ayrıntı yayınları.
  • Eleştiri ve İdeoloji, Terry Eagleton, İletişim yayınları.
  • İdeoloji, Şerif Mardin, İletişim yayınları.
  • İktidarın İdeolojisi ve İdeolojinin İktidarı, Göran Therborn, İletişim yayınları.
  • Mühendisler ve İdeoloji, Nilüfer Göle, Metis yayınları.
  • Marx'tan Foucault'ya İdeoloji, M.Barret, Sarmal yayınları.
  • İdeolojinin Yüce Nesnesi, Slovaj Zizek, Metis yayınları.
  • Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık, Neşe Gürallar Yeşilkaya, İletişim Yayınları.

Dış bağlantılar

Antifaşizm

Anti-faşizm; her türlü faşist ideoloji, politik hareket ve organizasyona karşı olan görüş. Aşırı sol hareketler -anarşizm, sosyalizm ve komünizm gibi- bu hareketin içinde yoğunlukta olur.

Anti-faşist hareketler belirgin bir şekilde ilk olarak İspanya İç Savaşı'nda kendini göstermiştir. Daha sonra II. Dünya Savaşı'nda genelde direniş olarak gözlenmiştir. Almanya'da Nazilere karşı olan genç direniş grubu Beyaz Gül üyeleri antifaşist olduğundan dolayı idama mahkûm edilmişlerdir.

Arap Milliyetçi Muhafızlar

Arap Milletçi Muhafızlar (Arapça : الحرس القومي العربي) Suriye'de faaliyet gösteren gönüllü, seküler, silahlı milis kuvvettir. Grup kendini aşırı din taraftarlığı, etnik köken ve mezheplerden uzak Pan Arabizm taraftarı olarak tanımlamaktadır. Muhafızlar Tunus, Suriye, Irak, Mısır, Lübnan, Filistin gibi Arap Ülkeleri'nde üyeleri etkindir. Grubun milis kuvvetleri Libya İç Savaşı ve Suriye İç Savaşı'nda savaşmışlardır.

Atatürkçülük

Atatürkçülük veya Kemalizm, Türkiye Cumhuriyeti'nin sekülerizm ve Türk milliyetçiliği üzerine temellenmiş kurucu ideolojisidir. Atatürkçü ideolojinin temellerini, Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarıyla ortaya koyduğu amaçlar, ilkeler ve gerçekleştirdiği inkılaplar oluşturur. Atatürk milliyetçiliğine bağlı, belirli bir sınıfa, din desteğine ve kurallarına dayanmayan; akla ve bilime dayanan kurumları getirmeyi amaç edinen, anti-emperyalist bir ideoloji olarak tanımlanır. Türkiye Cumhuriyeti, anayasasında belirtildiği gibi, özellikleri ve uygulamalarıyla Atatürkçülük doğrultusunda hareket etmektedir.Atatürkçülük, Türk halkının doğal karakterinden ve Türk vatanının sahip olduğu öz kaynaklardan, Türk tarihinden ve Türk insanının isteklerine çare bulma ihtiyacından doğmuştur. Bu sistem Türk milletini bütün unsurları ile çağdaş ülkelerden daha ileri bir seviyeye çıkarma anlayış ve gayretlerinin bir sonucudur."Atatürkçülük"ün eş anlamlısı "Kemalizm" ise Türkiye'de 1930'larda kullanılmaya başlanmıştır. 1934'te Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Türk kültürü ve Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıtmaya yönelik olarak La Turquie Kemaliste (Kemalist Türkiye) dergisini yayımlamaya başlamıştır. Mustafa Kemal'in kurduğu bu düşünce sistemi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 9 Mayıs 1935'te toplanan IV. Kurultayı'nda kabul edilen 1935 Programı'na [Kamâl Atatürk ad ve soyadına atfen] "Kamâlizm" olarak geçmiştir. 1953'teki 10. Kurultay'a kadar Kemalizm, parti programındaki yerini korumuş, bu tarihte kaldırılarak "Atatürk Yolu" kavramı getirilmiştir.

Büyük Birlik Partisi

Büyük Birlik Partisi (kısaca BBP), 29 Ocak 1993 tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu tarafından kurulan ve muhafazâkarlığın daha baskın olduğu bir milliyetçiliği savunan siyasî partidir.7 Temmuz 1992 Pazar günü; Muhsin Yazıcıoğlu, Ökkeş Şendiller, İsmet Gür, Saffet Topaktaş, Ahmet Özdemir, ve Esat Bütün'ün içinde yer aldığı altı MÇP'li milletvekili, başkanlık divanı üyeleri, birçok il, ilçe ve belde teşkilat başkanları, üst düzey yöneticilerinin istifası ile başlayan sürecin sonunda kurulmuştur. Amblemi hilal içinde güldür. Faal olan parti kendisini siyasi yelpazede Türk-İslam Birliği ideolojisinde konumlandırmaktadır.

Demokratik Sol Parti

Demokratik Sol Parti (DSP), Rahşan Ecevit tarafından 14 Kasım 1985'te kurulan Türk siyasi partisi. Özellikle 1990'lı yılların ikinci yarısı ile 2000'li yılların başında Türkiye siyasetinde etkili olmuştur.

Emek Partisi

Emek Partisi (kısaca EMEP), 1996 yılında kurulan ve Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist-Leninist bir siyasi partidir. Parti, işçi sınıfının (proletarya) iktidarıyla kurulacak proletarya diktatörlüğünü ve halk demokrasini savunmaktadır.

Faşizm

Faşizm, ilk olarak İtalya'da Benito Mussolini tarafından oluşturulan, otoriter devlet üzerine kurulu bir radikal milliyetçi siyasi ideolojidir. İlkeleri ve öğretileri La dottrina del fascismo adı altında Giovanni Gentile tarafından yazılmıştır. Benito Mussolini'nin kurucusu olduğu Ulusal Faşist Parti'nin İtalya'da iktidara gelmesinin ardından, faşizm; birçok milliyetçi ideolojiye örnek oldu. Benito Mussolini'nin sistemini örnek alarak doğan nasyonal sosyalizm (nazizm) ve falanjizm gibi akımlarla beraber faşizm iyice güçlenen bir ideoloji olmuştur.Milliyetçi işçi hareketlerinden ilham alan ilk faşist hareketler, İtalya'da I. Dünya Savaşı sıralarında; sol fikirleri, sağcı ve milliyetçi unsurlarla birleştirerek; komünizme, marksist sosyalizme, liberalizme, demokrasiye ve geleneksel sağcı muhafazakârlığa karşı olarak ortaya çıkmıştır. Faşizm, geleneksel siyasal yelpazede genelde aşırı sağa konulsa da, siyaset bilimciler tarafından bu tanımın yeterli olmadığı tartışılmıştır.Faşistler kendi uluslarını, ulusal camianın kitlesel seferberliğini teşvik eden totaliter bir devlet yoluyla bütünleştirmeyi amaçlarlar ve faşist ideolojiye uygun ilkelerle birlikte ulusu örgütlemeyi hedefleyen devrimci siyasal harekete önayak olan bir öncü partiye sahip olmayla nitelenirler. Liberalizme, demokrasiye, marksist sosyalizme ve komünizme muhalif faşist hareketler; devlete ihtiram, güçlü bir lidere bağlılık ve aşırı milliyetçilik ile militarizme verilen önem gibi ortak özelliklere sahiptir. Faşizm, siyasal şiddeti, savaşı ve emperyalizmi; ulusal ihyaya ulaşmak için bir araç olarak görür ve güçlü ulusların, daha güçsüz ulusların yerine geçerek topraklarını genişletmeye hakkı olduğunu ileri sürer.Faşizmi bir dünya görüşü olarak benimseyen İtalyan lider Benito Mussolini'nin 1922'de İtalya'da iktidara gelmesinin ardından, onun iktidarı döneminde, İtalya'da resmi ideoloji olarak yürütülmüştür. Kısa süre içerisinde genel anlamıyla baskıcı, otoriter rejim anlayışını betimler bir nitelemeye dönüşmüş ve nasyonal sosyalizm başta olmak üzere, anti-demokratik ve otoriter ideoloji ve yönetim sistemlerinin tamamına halk tarafından verilen genel bir isim halini almıştır.

Kavramın kökeni Antik Roma yöneticilerinin geniş hükümet yetkisini sembolize eden, ucunda balta bulunan bir çubuk demetinin adı olan Latince fasces sözcüğünden ileri gelir. Aynı simge daha sonraları Fransız Devrimi sırasında Aydınlanma anlamında, halkın elindeki devlet gücünü temsil etmek üzere kullanılmıştır. Söz konusu sembol birtakım değişikliklerle 1926 yılından itibaren İtalya'nın resmi devlet sembolü olmuştur. Sembolün üçlü anlamı, yani devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik Mussolini'nin propagandasında kullanılmıştır.

Faşizm, baskıcı rejimleri tanımlamak için kullanılan genel bir terim olmadan önce, asıl olarak İtalyan milliyetçiliğini temsil eden bir ideoloji olarak ortaya atılmıştır. Ancak kendisiyle eş zamanlı olarak ortaya çıkan nasyonal sosyalizm ve falanjizm gibi akımlar da amaç ve uygulamalar bakımından bir İtalyan ideolojisi olan faşizme yakın oldukları için faşizme bağlı siyasî hareketler olarak tanınmışlardır. Aşırı milliyetçi ve anti-komünist bir hareketin İtalya dışında "faşist" olarak nitelenmesinin ilk örneği Avusturya'da görülmüştür. Avusturyalı anti-komünist aşırı milliyetçilerin ideolojisi Avusturya faşizmi (Austrofaschismus) olarak isimlendirilmiştir. Aynı zamanda, Almanya'da komünistler, nasyonal sosyalistleri kendi propagandaları gereğince "faşistler" (die Faschisten) olarak isimlendirmişlerdi.

Bir rejimin faşist olarak nitelendirilebilmesi için, o rejimin ideolojisinin milliyetçi olması ve milletin varlık ve çıkarlarını her şeyin üstünde tutması gereklidir. Bu yönüyle halkçılığı da içermeli ve sadece zenginlerin veya işçilerin değil, milletin bütün fertlerinin refahını sağlamayı hedeflemelidir. Bu hedefe ulaşmak için ise ekonomi üzerinde sıkı bir devlet kontrolü uygulamak, işçi ücretlerinin yeterli olmasını sağlamak, keyfi işten çıkarmaları önlemek, hayat pahalılığının önüne geçmek için fiyat kontrolü uygulamak gibi önlemler uygulamak faşizmin politikalarındandır. Faşizm, sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmayı öngörür. Bu yönde devlet eliyle korporatif sendikalar kurulur ve işçi ile işveren arasında anlaşma sağlanır. Toplumdaki yoksul ve orta sınıfın ihtiyaçları devlet tarafından karşılanır; örneğin Almanya'da çıkan toprak yasasıyla köylülerin topraklarının ipotek yoluyla ellerinden alınmasının önüne geçilmiş ve fırsatçı sermayenin köylüyü sömürmesi engellenmiştir.

Faşizmin amacı bir toplumu birlik-beraberlik, ulusal değerler, tarih bilinci, vatan-bayrak-devlet üçlemesi, halkçılık ve devletçilik gibi anlayışların altında bütünleştirmektir. Saldırgan milliyetçi olmakla birlikte -özellikle de nasyonal sosyalizmde- ırkçı boyutlara varabilmektedir. Milliyetçi veya ırkçı fikirlerin benimsenmesi ülkelere göre değişmektedir; örneğin İtalyan faşizminde "İtalyan vatandaşlığı" kavramı ön plandayken, Alman nasyonal sosyalizminde ise "Alman kanı taşıma" düşüncesi ön plandadır. Mussolini'nin doktrininde vatandaşlık kavramı vurgulanırken, Hitler'in doktrininde ise kan bağı vurgulanmaktadır. İtalyan faşizmi milliyetçidir, Alman nasyonal sosyalizmi ise ırkçıdır.

Faşist yönetimlerin başa geçmesi Almanya'da demokrasiyle, İtalya'da hükümdarı tehdit etmekle (Roma'ya Yürüyüş), İspanya'da ise iç savaşın kazanılmasıyla gerçekleşmiştir. Tarihe baskıcı rejimler olarak geçen bu yönetimler, o yıllarda mevcut oldukları ülke halkının çoğu tarafından, özellikle de Almanya'da desteklenmişlerdir. 1922'de Benito Mussolini İtalya Kralı tarafından başbakan olarak atanmış, 1924 seçimleri sonucunda ise % 61.3 oy alarak Faşist Parti'nin iktidarda kalması kesinleşmiştir. Adolf Hitler Ocak 1933'te Almanya Cumhurbaşkanı tarafından şansölye (başbakan) olarak görevlendirilmiş, Mart 1933'te yapılan seçimlerin sonucunda Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi % 43.9 oy alarak iktidarda kalmıştır. II. Dünya Savaşı'nın sonunda -İspanya'daki hariç- faşist yönetimler devrilmiştir.

Halkın Emek Partisi

Halkın Emek Partisi (HEP), 1990-93 arasında Türkiye'de faaliyet göstermiş siyasi parti.

Louis Althusser

Louis Pierre Althusser (16 Ekim 1918- 22 Ekim 1990), Marksist düşünür.

İleride felsefe profesörü olacağı École Normale Supérieure ’de okudu. Fransız Komünist Partisi ’nin önde gelen akademik sözcülerindendi ve argümanları sosyalist projenin ideolojik kuruluşuna dönük çeşitli karşıt iddialara birer yanıttı. Bunlar hem Marksist toplum bilimi ve ekonomiyi etkilemeye başlayan deneyciliğin/ampirizmin etkisini hem de Avrupa Komünist Partileri'nde bölünmeye neden olmaya başlayan insancıl ve demokratik sosyalist yönelimlere dönük artan ilgiyi içeriyordu. Althusser’in, diğer Fransız Yapısalcılık okullarıyla ilişkisi basit bir ilgi olmamasına ve Yapısalcılık düşüncesine ciddi eleştiriler getirmesine rağmen, çoğunlukla Yapısalcı Marksist bir düşünür olarak kabul edilmiştir.

Orman Gerillaları

Orman Gerillaları (Fince: Metsäsissit), 1920 yılında Tartu Antlaşması'nın imzalanması sonrası bu antlaşmaya karşı çıkan bazı Beyaz Ordu mensupları ile antlaşma sonrası Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'e bırakılan Repola ve Porosozero şehirlerindeki Fin halkının geliştirdiği antikomünist direniş hareketi. Çatışmalar Doğu Karelya ayaklanması ve 1921-22 Sovyet-Fin çatışması kapsamında gerçekleşmiştir. Yaklaşık 2.000 kişilik Metsäsissit kuvvetleri 1921'de Sovyet yöneticilerine karşı başlattıkları isyan sırasında Doğu Karelya'nın büyük bölümünü ele geçirmeyi başarmıştır. Ele geçirilen bölgeler yeni kurulan Finlandiya ile birleştirmeyi amaçlanmışsa da, yiyecek ve cephane sıkıntısı çekmeleri ve Sovyet güçlerine göre sayıca az olmaları nedeniyle Metsäsissit birlikleri yenilerek 1922'de Finlandiya'dan çekilmiştir.Orman Gerillaları, Doğu Karelya tarihinde kurulan ilk özel ordudur. Ordunun bayrağı kırmızı-siyah-yeşil renklerden oluşan Doğu Karelya haritası üzerine silahlı bir ayı ve kartal figürüdür. Ordunun toplam gücü 3.000 civarında idi.Ordu, Sovyet kuvvetleri ile çatışmasının yanı sıra Fin yerel komünist örgütler ile de çeşitli çatışmalara girmiştir.

Siyaset

Siyaset veya politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış. Siyaset kelimesi Arapça Seyis (At Bakıcısı) kelimesinden türemiştir.

Osmanlıca’da ise bu anlamlara ilaveten padişahın hükmettiği ölüm cezası anlamında kullanılır. Esasen İslam kamu hukukunun önemli bir unsuru olan “siyaseten katl”, Türk – İslam devlet nazariyesinde hükümdarın yetkisine bağlı olarak şekillenmiştir. Buna göre siyaseten katl, en genel tanımıyla İslam hükümdarının mutlak otoritesine dayanarak verdiği en ağır cezadır. Kavram bu haliyle, bir hükümdarın ülke idaresi ve politika zorunlulukları gereği hükmettiği ölüm cezasıdır. Kavram, İslam kamu hukukunda, özellikle de Osmanlı devlet düzeninde o denli yerleşmiştir ki siyaset sözcüğü tek başına, esas anlamının yanıda ve pek çok kullanımda hükümdarın verdiği ölüm cezasını ifade eder.Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, "polis"'e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır. Politika bilimi (politoloji) politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler.

Politika, toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir. (Aristoteles)

Sosyaldemokrat Halkçı Parti

Sosyaldemokrat Halkçı Parti (kısaca SHP), 12 Eylül Darbesi'nden sonra Türkiye'de, kapatılan Cumhuriyet Halk Partisi'nin oylarını bünyesinde toparlamak maksadıyla kurulmuş olan siyasi partidir. Aynı kulvarda kurulmuş olan Halkçı Parti ve Sosyal Demokrasi Partisi'nin 3 Kasım 1985 tarihinde birleşmesiyle kurulmuştur. Partinin amblemi zeytin dallarıyla çevrelenmiş Altı Ok olarak benimsenmişti. Sosyaldemokrat Halkçı Parti 18 Şubat 1995'te Cumhuriyet Halk Partisi ile birleşmiş, böylece hukuki varlığı sona ermiştir.

Sosyalist hukuk

Sosyalist hukuk, Komünizm'in hakim olduğu eski SSCB ve Doğu Avrupa ülkelerinde ve günümüzde Küba, Kuzey Kore ve yumuşatılmış şekilde Çin'de uygulanan Marksist-Leninist ideolojiye dayalı hukuk sistemi.

Marksist ideoloji de toplumsal kurumlar arasında altyapı ve üstyapı ayrımı vardır. Alt yapı kurumu olan ekonomi, üst yapı kurumları olan ahlak, din ve hukuku belirler. Bu nedenden dolayı burjuva toplumlarda üst yapı kurumu olan hukuk toplumu idare edenler için bir araçtır.

Sosyalist hukukta üretim araçlarının özel mülkiyetine izin verilmemiş ve bireyin menfaati yerine toplumun menfaati esas alınmıştır. Bu sistemde "sosyalist kanunîlik" ilkesine göre kanunlar idarecileri değil yönetilenleri bağlıyor ve idareciler toplum yararına gördükleri durumlarda kanunlardan ayrılabiliyorlardı. Sosyalist hukukta, hukukun amacı burjuva adaletini tesis etmek değil toplumu değiştirerek komünist topluma geçişi sağlamaktır. Marksist teoriye göre komünist topluma geçişle birlikte hukukta devlet gibi kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Sosyalizmden komünizme geçiş dönemindeki bu sistemde hukuk, komünist topluma geçişte bir araçtır.

Titoizm

Titoizm 1948 yılında, yeni bir doktrin olarak Stalin tarafından zorla dayatılan dünya komünizmi anlayışına bir tepki olarak, Yugoslavya'nın komünist lideri J.B, Tito tarafın­dan geliştirilen ve komünizmi, sosyalist ülkelerin ulusal ba­ğımsızlıklarını kazanmalarına katkıda bulunan bir ideoloji ola­rak gören, ulusal komünizmin teorisi ve uygulamasıdır.

Ubuntu

Ubuntu (Zuluca telaffuzu [ùɓúntʼú], İngilizce telaffuzu [ʊˈbʊntuː]), insanların birbirlerine bağlılık ve ilişkilerine odaklanan etik ya da hümanist bir felsefedir. Sözcük Güney Afrika'daki Bantu dillerinden gelmektedir. Ubuntu klasik bir Afrika anlayışı olarak görülmektedir.Ubuntu Linux dağıtımı adını bu felsefeden alır.

"Ben, ben olduğum için sen, sensin" sloganı üzerinde şekil alır.

Ulusal Faşist Parti

Ulusal Faşist Parti (İtalyanca: Partito Nazionale Fascista), Benito Mussolini'nin faşizmin politik ifadesi olarak 9 Kasım 1921 tarihinde Roma'da kurduğu siyâsî parti. Faşizmi bu zamandan önce Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı isimli teşkilata bağlı Fasci olarak bilinen gruplar temsil ediyordu. Partinin temel politikaları, milliyetçilik, vatanseverlik, cumhuriyetçilik, korporatizm ve popülizm üzerine kuruluydu. Şu anda İtalya'da anayasa tarafından yeniden kurulması yasaklanan tek partidir.

Yeni Osmanlıcılık

Yeni Osmanlıcılık veya Neo-Osmanlıcılık, Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun dini, kültürel ve politik mirasını sahiplenmesi gerektiğini savunan bir ideoloji.

İrtica

İrtica (Arapça رُجُع rücu’ kökünden, Fransızca: réaction) ya da gericilik (Türkçe "önceki yere dönüş"), önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir toplumsal ya da siyasi hareket ya da ideoloji ve buna bağlı eylemler.

İslamcılık

İslamcılık ya da Siyasi İslam (Arapça: الإسلام السياسي Islām siyāsī veya Arapça: الإسلامية al-Islāmīyah), İslam'ın kişisel hayat dışında sosyal ve politik alanlarda da yol gösterici kılınmasını hedefleyen "politik-ideolojik hareketler" olarak tanımlanmaktadır. Modern dönemlerde İslam dini üzerinden hareket edilerek ortaya konulan ideoloji. Siyasi İslam kavramı ile eş anlamlı kullanılsa da bunu aşan ve kültürel yanları da olan bir kavramdır. Panislamizm, İttihad-ı İslam, İslamlaşma kavramlarıyla da eş anlamlı kullanıldığı olmuştur.

Diğer diller

This page is based on a Wikipedia article written by authors (here).
Text is available under the CC BY-SA 3.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.